N

60 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Alın aldırın anacım...
10/10
·312 syf.·
2023 93. kitabı
Herkese selam. Alice Feeney tescilli olarak artık sevdiğim yazarlar arasına girdi. İlk kitabı "Ne Yaptığını Biliyorum" da da gönlümü fethetmişti. Ama bence bu kitap ondan da güzel olmuş. Kitabın spoilersız konusundan bahsedeyim biraz. Adam ve Amelia adında bir çiftimiz var. Bunlar uzun yıllardır ???? :) evli bir de köpekleri Bob var. Kadın hayvan barınağında çalışıyor, adam da bir senarist. Kadın kocasının sürekli birşeyler okuyup bunların senaryosunu yazmaktan kendisini ihmal ettiğini düşündüğünden kendisine çekilişte çıkan bir şapel tatilinin onlara ve evliliklerine iyi geleceğini düşünüyor :D :D Bak niye gülüyorum biliyor musun kitabın 252. sayfasına kadar o kadar boş beleş okuduğumu ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayınca sinirim bozuldu bi gülme geldi. Neyse devam edeyim Adam'ın ayrıca yüz körlüğü hastalığı var. Buna özellikle değiniyorum bu durum bazı olaylara da sebebiyet verecek. Gerçekten çok kötü, çok korkunç bir hastalık düşünsenize gördüğünüz yüzü bir daha hatırlamıyorsunuz. Öyle ki Adam artık karısını kokusuyla tanıyor. Bu arada Amelia evliliklerinde daha çabalayan taraf, Adam'a göre bu evlilik bitmiş. Şapele geri dönersek gerçekten ürkütücü bir yer. Tozlu, uzun süre kimsenin uğramadığı tipik korku evlerini düşünebilirsiniz. Geldikleri andan beri garip garip paranormal olaylar :D oluyor. Hiç huzurlu olamıyorlar. Şimdi kitap bir Amelia bir Adam ağzından anlatılıyor ve her birinin bakış açısını okuduğunda kimde sıkıntı olduğunu çözemiyorsun. İkisinde de bir problem var gibi geliyor. Çünkü ikisinin de birbirinden sakladığı birtakım sırlar var. Kim masum kim şeytan anlaşılır gibi değil. Öyle ki bir noktada bu tatil bile bir tezgahtan mı ibaret acaba diye düşünmeden edemiyorsun. Bir de kadının aralarda her evlilik yıl dönümünde kocasına yazdığı ama
1000Kitap
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,1bin okunma
Reklam
Kız çocukları için altın satırlar.
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2024 42. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2024 14:02
Bu kadar kısa olup bu kadar edebi bir dile sahip çok az kitap vardır Emanet ÇocukEmanet Çocuk eseri onlardan biri. Spoiler vermeden iki kelime yazmayı başaramam sanırım. Çocuklarını küçük yaşta kaybetmiş bir aileye emanet bırakılan isimsiz bir kız çocuğunu ele alıyor kitap ve bu kız çocuğunun etrafında şekilleniyor her şey. Kız çocuğunun isimsiz olması yazarın da bir kadın olması nedeniyle bütün kız çocuklarına yazdığını düşünüyorum. Öyle ki Cengiz AytmatovCengiz Aytmatov Beyaz GemiBeyaz Gemi eserinin baş kahramanı küçük çocuğun ismini bu yüzden yazmadığını ve bütün küçük çocuklara, aslında bütün çocukları o karakter yaptığını söylemişti. Yazar Cengiz AytmatovCengiz Aytmatov'dan etkilenmiş midir bilmiyorum. Bu iki eserden benim etkilendiğim açık. Zorunluluk nedeni ile başka bir aileye verilme olayı Sefiller (2 Cilt Takım)Sefiller (2 Cilt Takım) eserinde fantine karakterinin kızı cosette yine böyle bir zorunlulukla başka bir aileye emanet olarak verilmiştir. Bu eserdekilerin tam tersine kızın kendi ailesi daha doğrusu babası duygu olarak kızını çoktan terk etmiş ve çocuğunu küçük yaşta bir kaza eseri kaybetmiş bir aile onun ailesi yerini tutar. Tutabilir mi diye sormayın tutar. Herkesin ailesi sizin kadar iyi olmayabilir. Tanımadığı insanlar ona aile olabilir. Hiçbir şey söylememe fırsatını kaçırmamak gerektiğini bu kitapla öğrendim ben de. İnsanlara güvenmemem gerektiğini ama yine de güvenip aynı hayal kırıklığı ile karşılaşmak sanırım hepimizin başına gelmiştir. Aynı şeyleri tekrar tekrar deneyen ve farklı sonuç almak isteyen aptallar sürüsü olduğumuz doğrudur. Okuyun diyeceğim ama yapmak zorunda olmadığınız bir şey olarak hatırlayın bunu daima. Bu kitabın insanı daha iyi bir insan yaptığı kesin. Terk edilmişliğin tadı var bu kitapta. Bu eseri okuduktan sonra yazarın diğer eserlerine şans vermeyi düşünüyorum keyifli okumalar.
Edebiyat
Emanet ÇocukClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20258,2bin okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
Alexandre Seurat / Sakar Nefesinizi kesip yüreğinize taş oturmuş gibi hissettirecek ve boğazınızın düğümlenmesine engel olamayacağınız yaşanmış bir hikaye #Sakar 2009 yılında Fransa’da yaşanan bir olayı konu alan kitap, 2019 yılında da aynı isimle filme uyarlanmış. Ayrıca yazarına da ödül kazandırmış bir kitap. Bu tarz hikayelere hiç yabancı değiliz. Hayatta da kurgularda da fazlasıyla karşılaşıyoruz ama Diana’nın her şeye rağmen attığı o kahkaları beni derinden etkiledi. Gerçek adı Marina Sabatier olan bu küçük kız hakkında bulabildiklerimi okudum ve hala “Neden” sorusuna kabul edilebilecek bir cevap bulamadım. Dört kardeşten biriydi ama sadece o işkenceye maruz kaldı. Tıbbi olarak tek sorunu “bulimia” olan bu küçüğü diğer kardeşlerinden ayıran neydi? Diana’nın durumunu daha küçükken ilk fark eden teyzesi oldu. Annanesi gerekli yerlere haber verdi ama anne ile babası o kadar profesyonel yalancılardı ki gerçekler hikayelerle yer değiştirdi. Bu durum okula başlayınca önce öğretmeni, arkasından okul müdürü olarak devam etti. Her fark edilişte aile taşındı. Hep bir mazeret ve hikaye vardı. Herkes bir şeylerin farkındaydı ama kanıtlar yetersiz geldi ve her seferinde dosyalar kapatıldı. Kimisi elimden geleni yaptım deyip hayatına devam ederken, kimisi içinse hayatına devam etmesini engelleyen kabusları oldu Diana. Acaba insanları daha iyi tahlil edecek birileri mi bu tarz davalara baksa ya da yasada değişiklik mi yapılsa diye düşünmeden edemiyorsunuz. Şüphe var hatta bazı şeylerden emin olunuyor ama yeterli gelmeyip aileye teslim ediliyor. NEDEN? Yazarın yaşanılanları aktarma şekli ve kalemi harikaydı. Olaylara dahil olan bir çok kişi tarafından anlatılmış. Sanki tanık ifadesi okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Keşke bunları yaşatan, anne ve baba denmeyi hak etmeyen
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2022 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2022 11:17
Roman 1903 yılında yayınlanmış, yayınlandığı yıllarda Londra'da en çok okunan kitap olmuştur. Bu Roman Jack London’un en iyi romanlarından biri sayılmaktadır. Roman pek çok dile çevrildiği gibi birçok kez de filme uyarlanmıştır. Roman, Jack London'un kendi hayatından da esintiler, enstantaneler ve kesitler taşımaktadır. “Genç bir yazarken, zengin olma hayaliyle Alaska' da altın arama serüvenine katılan Jack London, hiç altın çıkaramamasına rağmen doğa ve insan üzerine büyük bir bilgi birikimiyle geri döndü. Alaska'daki gözlemleriyle, yaklaşık bir ay gibi kısa bir zamanda Vahşetin Çağrısını yazdı. “ ( Yayıncının Notu) Yayıncının notundan da anlaşılacağı gibi roman bir ay gibi çok kısa bir sürede bitirilmiştir. Roman köpeğin yaşadığı olayları köpeğin gözü ile çocuklar için yazılmış görüntüsünü verirse de romanın tarzında karanlık bir anlatım, vahşet dolu boğuşma sahneleri ve acımasızlıklarla dolu şiddet içeren birçok olaylar vardır. Jack London’un bu romanı yazarın en üzerinde en çok tartışılan romanlarından biridir. Roman pek çok dile çevrilmiş olumlu ve olumsuz tepkiler almıştır. Nietzsche ve Spinoza’nın düşüncelerinden etkilenmiş olan Jack London’un bu romanda ideal bir insan tiplemesi yarattığı söylenebilir. Sosyalizme, Darwin’e ve Marks’ hayranlık duyan Jack London’un bu romanında toplumsal eşitsizliklere değinildiği pek söylenemez. Üstelik Realizmin moda olduğu yıllarda yazılmış bu romanın realizme de bağlı değildir. Bunlara karşın romandaki güçlü temalardan bir tanesinin “ Doğa mı Medeniyet mi “ sorusu olduğu aşikârdır. Bu sorgu üzerine kurulan roman vahşi hayatı tercih eden Buck’u haklı çıkaracak sebeplerle doludur. Medeni hayattaki pek çok insan doğadaki hayvanlardan daha sefil, cahil, kaba, acımasız, hırslı ve düşüncesizdir. Pek çoğu para için, kumar
Edebiyat
Vahşetin ÇağrısıJack London · Can Yayınları · 201943,1bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2025 43. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 19:36
Bu kitap beni hem gülümsetti hem içimi ısıttı. Okurken sanki sayfaların arasında bir huzur saklanmış gibiydi. Küçücük bir kitap ama içinde çok fazla şey var: inanç, sevgi, bilgelik, hatta biraz çocukluk. Hikâye, Yahudi bir çocuk olan Momo ile Müslüman bir bakkal olan Mösyö İbrahim’in dostluğunu anlatıyor. Bir yanda yalnız, sevgisiz büyüyen bir çocuk; diğer yanda dünyaya sakin, anlayışlı gözlerle bakan yaşlı bir adam. İkisi yan yana geldiğinde kitap, adeta “insan olmanın” dersine dönüşüyor. En çok güldüğüm sahne ise Momo’nun gözleri bağlı şekilde ibadethaneleri kokularından tanımaya çalıştığı bölümdü: “Burası mum kokuyor, Katolik.” “Burası buhur kokuyor, Ortodoks.” “Ve burası da ayak kokuyor, Müslüman.” O son cümlede hem güldüm hem düşündüm… Çünkü Mösyö İbrahim’in cevabı çok güzeldi: “İnsan kokan bir ibadet yeri seni rahatsız mı ediyor? Çünkü bu yer insanlar için yapılmış bir yer. İnsanlar varsa, koku da olur. Tanrı’ya giden yerde insan kokusu varsa bu kötü bir şey değil, çünkü orası insan dolu bir yerdir.” Mösyö İbrahim bir Müslüman ama aynı zamanda bir sufi — yani kalbiyle gören bir insan. Dinin özünü dış görünüşte değil, sevgide buluyor. Onun gözünde herkes Tanrı’ya ait; kimse dışlanmıyor, kimse eksik sayılmıyor. Belki de bu yüzden Momo’nun hayatına en çok dokunan kişi o oluyor. Kitabın sonunda Momo artık o eski Momo değil. Hayata küsmüş bir çocuktan, sevgiyle dolu bir adama dönüşüyor.
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,3bin okunma
Reklam