Tutarsızlık, tereddüt, şüphe, acı, batıl inanç, gelecekte hatta öldükten sonra bile neler yaşayacağımıza ilişkin kaygılar, hırs, açgözlülük, kıskançlık, çekememezlik, azgınlık; delice, iflah olmaz arzular, savaş, yalanlar, sadakatsizlik, dedikodu, merak... Biz insanlar bunlar ile donatılmışız. Vasat düzeydeki tutarsız mantığımızla, öğrenme ve yargılama kapasitemizle övünüp duruyoruz; oysa ne gariptir ki bunlar karşılığında ödediğimiz bedel haddinden fazla.
Montaigne
Yüceltip durduğumuz, bizi bütün yaratıkların efendisi yaptığına inandığımız aklımızın, aslında azap çekmemiz için bize sunulduğunu söylemeye cüret edebilir miyiz?
Montaigne
..rüzgarın yelkenleri şişirdiğini gören, oysa tekrar denize açılmayı pek istemeyen ve teknesi batmış olsaydı nasıl suyun girdabında dönecek, dönecek ve sonunda denizin dibinde dinlenecek olduğunu düşleyen bir gemici gibi, bezginlik duysa da tekrar işe koyuldu.