nedim

nedim
dağ, deniz, bisiklet, kitap mitap, sanat börtü böcek...
Kişisel deneyimler yetersiz beslenmedir; ancak başkalarından, hatta ölü ya da diri tüm insanlıktan edindiğimiz dolaylı hatı­ralar ek gıda sağlar.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Değişik bir tip: Abdurrahman Wahid
Abdurrahman Wahid, Java’da dünyaya gelmişti. Yurtdışında Karachi Dil Okulu’nda eğitim gördü, öğrenimine Kahire’deki Al Ahzar Üniversitesi İlahiyat Bölümünde İslami araştırmalar alanında devam etti ve Bağdat’ta Arap edebiya­tı dersleri aldı. Belli başlı dini ve felsefi Arap klasiklerinden, modern “İslamizm”in Mısırlı kurucuları Qutb ve El-Banna’nın çalışmalarından alıntılar yapabiliyordu. Ancak Fas’taki bir fu­arda Aristo’nun Etik'ini görünce gözleri yaşlarla doldu; çünkü kitap, bir zamanlar Batı dünyasının düşmanı olmaya ne kadar yakın olduğunu hatırlatmıştı: "Genç bir adamken Aristo’yu ve muhteşem kitabını okumuş olmasaydım” demişti, “kendim de kökten dinci bir Müslüman olabilirdim.” Aristo ona, “insanın gerçeğe dinin yardımı olmadan da, yalnızca mantığını kullanarak ve insan ruhunu anlayarak ulaşabilmesinin mümkün olduğunu göstermişti. Wahid, Hindu felsefesini de araştırmıştı, dünyanın en büyük Müslüman ülkesinin devlet başkanı seçilmesinin, ardından da ilk yaptığı işlerden biri bir Hindu tapınağında dua etmek oldu. Endonezya’daki Çinli azınlığa yapılan zulmü sona erdirdi, Salman Rushdie’nin Şeytan Ayetleri’ni savundu ve İsrail’i i altı kez ziyaret etti; şunu deklare ediyordu: “Yeterince İslamcı olmadığımı düşünenler Kuran’ı okumalı. İslam kucak açmaktır, hoşgörüdür ve biraradalıktır... İslam’ın özü Kuran’ın sözlerinde saklıdır, senin dinin sana, benim dinim bana" Ve dahası, “İslam’da demokrasi haram olmamakla kalmaz, aynı zamanda İslam’ın zaruri bir öğesidir.” Bastırılamaz bir mizah ruhuyla, Sovyet mizahının bir kitabını Endonezyaca’ya çevirdi; amacı yurttaşlarına kendi kendine gülebilmeyi öğretmekti. İktidarı kaybettiğinde de, topladığı 27 farklı Dokuzuncu Senfoni kaydını kaybettiğinde çok daha fazla üzülmüş olduğunu söyledi.
Siyaset
Diktatörlere verilecek olası en etkin karşılık, asi olmak yerine kişinin kendisini on­ların kıskacından kurtarması, kaçması, göçmesi, onları kendi türleriyle savaş içinde bırakması ve birbirlerini yok etmelerine izin vermesi iken ilgisiz kalmayı keşfedebilirler.
Okulda herkese itaat öğretilirken, başkaldırı ise yol göstericisiz kalıyor ve çok ender ödüllendiriliyor.
Devrimler zaman zaman başarıya ulaştığında bile, bu başarı sıklıkla kendi kendilerine ihanet etmeleriyle, yani şiddete başvurup muhaliflerin sesini kesmek suretiyle karşıtlarının silahlarını kullanmalarıyla oluyor.