Demirkırat adlı kitapta geçen pasaj geldi aklıma:
"Adnan Menderes’in bir keresinde Ethem Menderes’e söylediği ifadeyi Mükerrem Sarol (DP Milletvekili) şöyle nakletmiştir;
“Oturacağım Çine Çayı’nın kenarındaki söğüt ağaçlarının yüzümde dolaşmasının bana getireceği saadetle yetineceğim. Hiçbir şeye karışmayacağım.” Mehmet Ali Birand & Can Dündar & Bülent Çaplı - Demirkırat
İlk günah, elmanın yenilişi değildi. Otoritenin sorgulanması da değildi. Tanrı'ya kendi fikrini savunma şansı vermemekti. Yılanın sözlerini esas gerçek olarak kabul etmekti. Esas günah, Tanrı'ya gidip " Hey, neler oluyor? Bize yalan söylediğini söyledi." denilmemesiydi. Tanrı'nın yalan söylediğini varsaymaktı.
~Six Feet Under
yok daha neler. olay baştan sona tanrının insanı "aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık" durumuna sokması şeklinde gelişti. tüm muhtemel acılara rağmen o elma öyle ya da böyle yenecekti.