9/10
·944 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 01:20
İlk kitaba göre zor bitirdim diyebilirim aramızda toksik bir ilişki vardı. Yazar diyalogları vs. gereksiz uzatmış ama karakterlerin psikolojik ve fiziksel gelişimlerini çok güzel işlemiş. Son sayfaları okurken kalpten gideceğim diye korktum ve üzüldüm açıkçası. Genel olarak kitabı beğendim soluklanarak okumak daha iyi geldi bana. SPOİLER——————————————————-Ne zaman bir karaktere çok hoşmuş desem öldü bu seride :D Sonuna kalbimi bıraktım ah Xaden ah!
Demir AlevRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20243,222 okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2026 47. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 23:09
Bu metnin merkezinde tek bir duygu sürekli dönüp duruyor: tahammülsüzlük. Ama bu basit bir “sevmiyorum” hali değil; dünyayı, insanları ve onların kendini sunma biçimlerini sürekli yanlış, yapay ve rahatsız edici bulma hali. Anlatıcı çevresine bakarken insanları tek tek değil, bir “tipler kalabalığı” olarak görüyor. Herkes bir role sıkışmış: gösteriş yapanlar, boş konuşanlar, onay arayanlar, ciddi görünmeye çalışanlar… Bu yüzden anlatımda sürekli bir küçümseme var. Ama bu küçümseme güçlü biri gibi yukarıdan bakmak değil; aksine, maruz kalmaktan yorulmuş bir zihnin savunması gibi. Dil özellikle burada önemli: sert, keskin, yer yer hakaret düzeyine kayan ifadeler aslında karakterin dış dünyayı filtreleme biçimi. Ne kadar kaba görünüyorsa, o kadar çok “fazlalığı atma” isteği var. Yani öfke, bir tür arındırma yöntemi gibi çalışıyor. Fakat metnin kırıldığı yerler de var. Özellikle ölüm, kardeş kaybı ve yalnızlık anları geldiğinde bu sertlik çözüyor. O anlarda dış dünyaya duyulan nefret geri çekiliyor ve yerini daha çıplak bir boşluk alıyor. Asıl çatışma burada: insanlara duyulan öfke ile insanlara duyulan ihtiyaç aynı bedende yaşıyor ama birbirini taşıyamıyor. Bu yüzden metin sadece bir “herkese karşı durma” hikâyesi değil; aynı zamanda kendini koruyamayan bir hassasiyetin, sertlik kılığına girmesi. Dışarıdan bakınca alay var gibi, ama içeride daha çok kırılgan bir aşırı uyanıklık hissi var: her şey fazla yapay, her şey fazla gürültülü, hiçbir şey olduğu gibi kalmıyor. Sonuçta kalan şey şu: dünyayı reddeden bir bakış değil sadece; dünyaya katılamadığı için sürekli geri çekilen ama geri çekildikçe daha çok rahatsız olan bir bilinç.
Duygu ve Düşünce
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·416 syf.··
2026 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 17:44
Irvin D. Yalom’un Günübirlik Hayatlar ve Nietzsche Ağladığında kitaplarını okudum. Her iki kitap da bana insan psikolojisi ve hayat üzerine farklı şeyler düşündürdü. Tam olarak ne hissettiğimi ve bende bıraktığı etkiyi kelimelere dökebilmiş değilim. Belki de bazı kitapların etkisini hemen anlayamıyoruz; okuduktan sonra da insanın içinde yaşamaya devam ediyorlar. Bu iki kitap benim için tam olarak böyle oldu.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
8/10
·456 syf.··
2026 62. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:35
Adının hakkını vererek kaos dolu, eğlenceli ve oldukça kaliteli bir kitaptı beklentilerimi aşarak zirveye tırmandı resmen okurken o kadar eğlendim ki anlatamam şimdi hemen konusuna geçiyorum. Küçük bir köyde yaşayan Elbis onu büyüten şifacıyla birlikte yaşayarak bitkilerle şifalı iksirler yapmasına yardım eder, boş vakitlerinde de köye gelen zenginleri dolandırmanın yollarını arayarak gününü gün eder. Yine bir gün Oro Ana’nın ondan istediklerini almak için ormana girdiğinde başına hiç beklemediği şeyler gelir ve bir tilkiyi kurtarıp peşlerine düşen avcılardan kaçarken kendisini Nyxhaven Akademisi’nde bulur. Yüzyıllar önce soylarının tükendiği bilinen özel ırkların gittiği bu akademide sıradan bir insan olduğunu saklayarak ortama ayak uydurmak zorunda kalmasıyla maceramız başlar. Akademide geçen kitaplara gerçekten bayılıyorum. Birbirinden farklı insanların, canavarların bir araya gelerek eğitim almasını, güçlü dostluklar kurarken aynı zamanda düşman kazanmalarını okumak beni zevkten dört köşe ediyor burada da Elbis akademiye adım atar atmaz ilk dostuyla yani oda arkadaşı Viktor’la tanışıyor. Bir yandan insan olduğunu gizlemeye çalışırken bir yandan da ortama ayak uydurmaya çalışırken en büyük yardımcısı da Viktor oluyor. Aralarına dünyalar güzeli bir siren olan Lenora’da katılınca güzel bir arkadaş grubu oluşturuyorlar. Birlikte derslere giriyor, onlardan nefret eden zorbalarla hep beraber mücadele ediyorlar. Tabi bu sırada dünyaya dair bilgilerde bize veriliyor 7 tanrıdan ve her şeyi birbirine karıştırarak ortalığı kaosa boğan Kaos Tanrısı’nın da varlığına dair bir şeyler öğreniyoruz. Bu sırada okulda bazı öğrenciler kaybolmaya başlıyor ve okul yönetimi bunları örtbas ederek öğrencilerin eve döndüğünü söylüyor ama Elbis ve arkadaşları bunu yer mi? Yemez.
Kaos TanrısıD. S. Yon · İndigo Kitap · 202622 okunma
DN Archeron’un kaleminden çıkan o harika eser(spoilersız)
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Selam! Öncelikle bunu yazarken UB’yi okumamın üzerinden biraz fazla bir vakit geçmiş olmakta ama şunu söyleyebilirim ki okurken gerçekten de büyülenmiştim. Yazım diliyle ve diğer pek çok yanıyla hoş bir kitaptı. Ruhumu besledi diyebilirim. Benim tüm beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Her öykü birbirinden harikaydı. Karakterlerin her biri çok özeldi. Artık en sevdiğim kitaplar arasında sayacağım bir eser oldu. Ve bence bu kitap hak ettiği kadar konuşulmadı gibi. Biraz konusundan bahsedecek olursak, şöyle ki belirli bir konu net bir şekilde var diyemeyiz. Adından anlayacağınız üzere bu kitap birden fazla harika öyküden oluşuyor. Ama temelde herşey genç bir ozan ile başlıyor. Bu ozan bir takım olaylar sonucu dilsiz kalıyor gibi bir durum var, artık konuşamıyor yani. Ama tekrar konuşması için de doğru öyküyü bulması lazım. Bizim gariban ozan diyar diyar dolaşıp doğru öyküyü ararken bir peri abla ile karşılaşıyor ve bu peri ablamızda ozana ihtiyacı olan öyküyü vermek amacıyla bir anlatmaya başlıyor ve biz de bu öyküleri okuyoruz. Biliyorum biraz garip anlattım ama siz gidin ve okuyun yani. Üzerinizde bıraktığı etkiyi açıklayamam. D. N. Archeron bize harika bir kitap sunuyor. Okurken ağızım açık okudum ve anladığınız üzere bu kadar beklememiştim. Bence hepimizin ruhunun bir parçasının ihtiyacı olan şey bu kitap. Ve Damla bize bu kitabı verdiği için ne kadar şanslı olduğumuzu tahmin bile edemiyorum. Kısacası alın ve okuyun. İşte o zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025635 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 31. kitabı
ilk bakışta sadece bir roman gibi görünse de aslında insan psikolojisini, yalnızlığı, korkuları ve yaşamın anlamını sorgulatan bir eser. Kitabı okurken zaman zaman olaylardan çok karakterlerin düşüncelerine odaklandım. Bu yüzden bazı bölümler yavaş ilerlese de anlatılan fikirler ilgimi çekti. En çok dikkatimi çeken nokta, Friedrich Nietzsche ile Josef Breuer arasındaki konuşmalardı. Başta Breuer’in Nietzsche’yi tedavi etmeye çalıştığını düşünürken, ilerleyen bölümlerde aslında ikisinin de birbirinden bir şeyler öğrendiğini fark ettim. Bu durum bana insanların bazen başkalarına yardım etmeye çalışırken kendilerini de tanımaya başladıklarını düşündürdü. Genel olarak bu kitabı beğendim. Bana insanların dışarıdan güçlü görünseler bile iç dünyalarında büyük mücadeleler yaşayabileceklerini gösterdi. Ayrıca insanın kendisini tanımasının ve kendi korkularıyla yüzleşmesinin ne kadar önemli olduğunu fark ettirdi. Okuduktan sonra üzerinde uzun süre düşündüğüm kitaplardan biri oldu ve bu yönüyle bende kalıcı bir etki bıraktı. Bu kitabı bana hediye eden kişiye ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Birine kitap hediye etmek, aslında ona yeni bir düşünce dünyasının kapısını aralamaktır. Nietzsche Ağladığında benim için tam da böyle bir deneyim oldu. Bu anlamlı hediye sayesinde hem etkileyici bir hikâye okudum hem de kendime farklı sorular sorma fırsatı buldum. Bu yüzden bu kitabın bende bıraktığı iz kadar, bana hediye edilmiş olması da her zaman özel kalacak.
Alıntı
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma