S:335
Idam cezası varken otuz senedir devam eden terör olaylarını önlemekte faydası olmayan bir müeyyidenin, yeniden getirilince terörü bitireceğini iddia etmek aklın ve mantığın alacağı bir şey değildir. Umarım yetkililer bu konuda aklıselim ile düşünüp karar verirler. 12 Eylül döneminde yapılan bu infazlar, infazı onaylayanların beyanları nedeniyle milletin vicdanını kanatmıştır. Devlet başkanı koltuğunu işgal eden darbe önderi generalin, bu idamları savunurken, "Ne yapalım, asmayalım da besleyelim mi?" veya "Biz idamları adaletli yaptık, solcu birisini idam ederken hemen karşısına sağcı birisini de idam ederek dengeyi koruduk!" gibi saçma ve adalete aykırı söylemleri, zaten suçlulukları kuşkulu olan bu kişilere verilen idamların meşruluğunu da tartışılır hale getirmiştir. Aradan kısa bir süre geçmeden solcu Necdet Adalı'ya karşılık olarak denge sağlansın diye idam edilen ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu'nun suçsuzluğu da konuşulmaya başlanmıştı. Yani denge gözetme uğruna bir vahşet gerçekleştirilmişti. Ben, Mustafa Pehlivanoğlu ve onun gibi idam edilen bir-çok sağcı ve solcu gencin, eğer idam edilmeselerdi bu günlerde suçsuzluklarının meydana çıkabileceğine, yeniden yargılanabileceklerine ve belki de özgürlüklerine kavuşabileceklerine gönülden inanıyorum. Fakat bu saatten sonra suçsuzlukları meydana çıkarılsa bile, yaşanan idam olaylarının telafisi olmadığı için vicdanların daha çok kanayacağını düşünüyorum... İdamlar Ve Olayların Gölgesinde Ulucanlar Vehbi Camgöz
%100 önyargıyla bir videoya tıkladım. ekremin hocası mustafa tahralı, hasan kamil yılmaz, necdet tosun, ahmet murat falan çıktı karşıma. ekremin olmamasıyla önyargım haklı çıktı fakat diğer isimler de ters köşe yaptı. konsept benlik değil, içerik merak uyandırdı kontenjanından geçti.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
kısa chp tarihi
...''Livaneli’nin hatırlattığı 1994 seçimlerinde İstanbul’da merkez sol Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP), Demokratik Sol Parti (DSP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olmak üzere üç ayrı aday ile seçime girmiş, Refah Partisi adayı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 25 ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmuştu. Refah Partisi – Recep Tayyip Erdoğan: Yüzde 25,19 Anavatan Partisi – İlhan Kesici: Yüzde 22,14 Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) Zülfü Livaneli: Yüzde 20.3 Doğru Yol Partisi – Bedrettin Dalan: Yüzde 15,46 Demokratik Sol Parti – Necdet Özkan: Yüzde 12,38 CHP – Ertuğrul Günay: Yüzde 1,87 CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 2003 yılında milletvekili seçilme yasağının kaldırılmasına verdiği destekten dolayı hiç pişman olmadığını söyledi....'' .... işte chpnin kısa tarihi, erdoğan seçimlerde kıl payı başkan seçildiğinde livaneliyi desteklemeyen dsp ve chp acaba yaptığını unuttu mu? daha sonrasında yine tek başına chp deniz baykal denen işe yaramazın desteğiyle erdoğana bir kez daha kıyak çekiyor! şimdi chpnin başına gelenlerin sorumlusu gerçekten kılıçdaroğlu mu? iyi bir düşünün... bir başka dönem demirtaş'ın açıklamsnda dokunulmazlıkarın kaldırılması konusu dile getiriliyordu, bu defa başrolde yine chp ve kemal kılıçdaroğlu var. kemal ne denli etkili o bilinmez : demirtaş: eski asker kökenli bir CHP milletvekili aracılığıyla iletildiği, söylendi. Kendisi karargaha çağrılmış, kendisine brifing verilmiş ve Kılıçdaroğlu’na iletmesi istenmiş. Bunu duyduk biz. Ve hemen aynı gün ya da bir gün sonra, tam hatırlamıyorum, Kılıçdaroğlu’ndan hemen ‘evet’ açıklaması geldi.... ....
Yakın Tarih
Gecenin şiiriyle huzurlu geceler diliyorum
ÇOCUKLAR GİBİ GÜLEBİLİYOR, AĞLAYABİLİYOR MUSUN? - MUTLUSUN... Necdet Evliyagil
Şiir
“Okumak; sessizce güçlenmektir.” “Kitaplar, sessiz öğretmenlerdir.”/ yazar- Necdet Bezgen
HALIKIŞLAK İLKOKULU 23 NİSAN merasimi ÖLÜRÜM TÜRKİYEM -KDY
HEY GİDİ ÜNİVERSİTE YILLARI SELİM GÜRBÜZER Üniversite yılları kendimi bulduğum yıllardı. Çünkü üniversite öncesi çileli bir hayat söz konusuydu. Kâh tuğla ocaklarında, kâh tarla tumpta, kâh inşaatlarda çalışmakla üniversiteyi kazanamama riski doğuracağı endişesi tüm benliğimi içten içe saran bir duyguydu. Geçimini çiftçilik ve at arabacılık yapmakla geçindiren bir ailenin çocuğuydum. Ailenin en büyüğü ağabeyim kendini Fransa'ya atmakla geleceğini kurtarmıştı. Benimde bir şekilde kendimi kurtarmam gerekiyordu, aksi takdirde baba himayesi altında kendi kendime kurguladığım hedeflere erişmek mümkün olmayacaktı. Hayalimde kurguladığım tutku öyle çok büyüktü ki, her defasında tarlada tırmık çekip deste yaparken Bayburt Trabzon kara yolu hattı üzerinde Ankara ve İstanbul’a doğru otobüsler seyir halinde geçtiklerinde içimden uzak diyarlara gitme arzusu bürürdü hep. Liseyi bitirmiştim ama ilk sene kazanamamıştım, bu böyle devam edemezdi elbet. Mutlaka harçlık biriktirip gelecek sezon için yeniden üniversite sınavlarına hazırlanıp kazanmam gerekiyordu. Üstelik bu hazırlık hem dershanesiz, hem de sınavı kazandığımda üniversite için harçlık biriktirmeye yönelik alın teri bir bedeni hazırlık olmalıydı. Değim yerindeyse bir taşta iki kuş vurmaya yönelik hedefti bu. Fakat bu hedefin gerçekleşmesi Bayburt’ta pek mümkün gözükmüyordu. Çünkü doğup büyüdüğüm memleketimde kışın inşaat çalışmasına elverişli iklim şartlarına sahip değildi. Malum, karasal iklimde kışın ne tarla ekilir, ne de inşaat çalışması olurdu. Neyse ki, Bayburt’ta yaz sezonu inşaatlarda zaman zaman beraberce çalıştığım bir arkadaşın bir gün bana Giresun organize sanayi inşaatında Bayburtlu hemşehrilerimizin çalıştığından söz