Modernite, insanların haklarını elinden almaya yönelik gerekçeler sağlar. Bunun ardındaki esas saikse, yerli halkların yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan endüstriyel ölçekte doğal kaynakların çıkarılıp kullanılmasıdır; ne ki söz konusu halkların mevcudiyeti bir engel olarak görülmektedir.
“İlerleme ve teknolojik gelişme mitine dayalı tek bir uygarlık tasavvuru, hepimizi fakirleştirmekte ve sakatlamaktadır. Yeryüzünden silinen her dünya görüşüyle, yitip giden her kültürle beraber, bir hayat imkanı da ortadan kalkmaktadır.”
Octavio Paz
“Sezgisel akıl kutsal bir lütuf, rasyonel akılsa sadık bir hizmetkardır. Yarattığımız toplumlar, hizmetkara saygı göstereyim derken lütfu unutmuştur.”
Albert Einstein
...Ama o zamanların insanları kendi zamanlarının mimarlıklarıyla uyum içindeydiler. Yükselen yeni bina herkesin hoşuna gidiyordu. Şimdilerdeyse binaların pek çoğu yalnızca iki kişinin hoşuna gidiyor: Mimarın ve müşterisinin.
Mimar, asil bir sanat olan inşa etme sanatını bir grafik sanata indirgedi. En yüksek hizmet bedeli alan mimar, en iyi inşa etmeyi bilen değil, eseri kağıt üstünde en güzel duran. İkisi arasında dünya kadar fark var.