G.M.K.
7/10
·152 syf.··
2026 10. kitabı
Chesterton'dan daha önce Bay Pond'un Paradoksları'nı okumuştum. Ve bu yazar gerçekten zekice şeyler yazarak farklı bir his bırakıyor. Tek üzüldüğüm nedense okuduktan kısa bir süre sonra her şeyi unutmam. Yazım tarzının kimi yerlerde fazla edebiyat parçalamasi içermesi bence kitabın hazırlanmasını zorlaştırıyor. Onun haricinde kişisel bir adalet terazisi ve bu teraziye yalnızca isteyenlerin denek olması fikri hoşuma gitti. Bence orijinal bir fikir. Basil, Rupert ve bu hikayeyi anlatan kişiler genel ana karakterlerimiz ve hepsini okumak çok keyifliydi. En sevmediğim hikaye Profesör Chadd'in Hayret Verici Hareketleri idi. Çok zorlama geldi bu hikayenin fikri. Onun haricindekiler güzeldi. Ve okurken Basil resmen olağanüstü algılama ozellikleri gösterince kitaptan biraz sogumustum ama tüm bunların sonda mantıklı bir sonuca bağlanmasını sevdim. Genel bakımda okuması keyifliydi zaten Sherlock Holmes tarzı rahat ve kendi çapında zeki karakterleri okumak bana hep keyif vermiştir.
Garip Meslekler KulübüG. K. Chesterton · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202594 okunma
9/10
·724 syf.·
2026 15. kitabı
Postmodern tarzıyla Oğuz Atay , kitaba adını verdiği tutunmak,tutunamayanlar ve tutunmak istemeyenler üçgeninde yazmış kitabı. 200 sayfaya yakın yerde asla tek bir noktalama işareti göremezsiniz. Anlam bazen karmakarışık olabiliyor ya da senin bütün iç dünyanı yerle bir edecek cümleler kurabiliyor tek bir cümlesiyle. Selim Işık‘ın intiharının arkasındaki nedenler o kadar çok irdelenmiş ki hayata tutunamadığı için ölmesini yadırgamamak gerekir . Turgut Özben’in Selim’in iç dünyasını göremediği ,onun intiharına engel olamadığı için kendisi de tutunamamıştır bir anlamda hayata. Turgut’un Selim yüzünden hayattan kopuşunu o acısını bütün cümlelerde hissedebilirsiniz fakat kitabın sonunda beklediğim şey olmadı ben Turgut’un da hayattan kopacağını düşünürken daha yavan bitti kitap. Çok değişik bir serüvendi, çok değişik bir kitaptı bence . Ayrıca sosyal medyada o kadar çok Olric ile ilgili sahte yazılar görürsünüz ki kitapta onlardan pek eser yoktur :) Veee son olarak ; okunması gereken kitapların başında geliyor TUTUNAMAYANLAR
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·480 syf.··
2026 77. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:11
Jojo Moyes’in Senden Önce Ben romanını okurken, bunun yalnızca bir aşk hikâyesi olmadığını düşündüm. Benim için kitap, birbirinin hayatına dokunan iki insanın, birbirlerini değiştirme çabasından çok, birbirlerine farklı bir yaşam penceresi açmalarını anlatıyordu. Roman boyunca en çok Louisa Clark karakterinin değişimini takip etmekten etkilendim. Hikâyenin başındaki Lou ile son sayfalardaki Lou aynı insan değil. Başlangıçta güvenli sınırlarının dışına çıkmaktan çekinen, hayatını küçük bir çevrede sürdüren biri iken, Will Traynor ile tanıştıktan sonra kendi hayatını da sorgulamaya başlıyor. Bence romanın asıl yolculuğu da Lou’nun bu dönüşümüydü. Will karakteri ise beni tek bir duyguya yönlendirmedi. Bazı bölümlerde ona hak verdim, bazı bölümlerde ise kararlarını kabullenmekte zorlandım. Geçirdiği kazadan sonra yaşadığı fiziksel ve psikolojik mücadele, onu sadece “yardıma muhtaç” bir karakter olmaktan çıkarıyor. Hayata, özgürlüğe ve kendi kararlarını verebilme hakkına bakışı, roman boyunca üzerinde en çok düşündüğüm konulardan biri oldu. Lou ile Will arasındaki ilişkiyi sevme nedenim, bunun klasik bir aşk hikâyesi gibi ilerlememesiydi. Birbirlerini değiştirmeye çalışsalar da, aslında birbirlerine kendilerini yeniden keşfetme fırsatı veriyorlar. Lou’nun Will’e yeniden yaşama isteği kazandırmaya çalışması kadar, Will’in de Lou’yu korkularının dışına çıkmaya teşvik etmesi bana oldukça gerçek geldi. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, yazarın zor bir konuyu kesin doğrular üzerinden anlatmamasıydı. Özellikle Will’in aldığı karar etrafında şekillenen tartışmalar boyunca, karakterlerin bakış açılarını anlamaya çalıştım. Roman bana tek bir cevap vermedi; tam tersine, her okurun kendi vicdanıyla değerlendireceği sorular bıraktı. Jojo Moyes’in anlatımı oldukça akıcı.
1000Kitap
Senden Önce BenJojo Moyes · Pegasus Yayınları · 201333,1bin okunma
Baba ve kanser...
6/10
·208 syf.··
2026 7. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 21:28
Babasının kanser nedeniyle vefatını ve onunla geçirdiği günleri ksa sayfalarla anlatıyor. Kısım kısım hatıralara anlatmasının yanında ortalama 50-60 sayfa konu uzatılmış. Kanser hastası yakını olan için dokunaklı bir kitap. Puanım 6/10.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
Simyacı Romanı Hakkında İnceleme Yazısı
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 10:51
Paulo Coelho’nun Simyacı romanı, ilk bakışta sade bir serüven hikâyesi gibi görünse de, katmanlı yapısıyla insanın anlam arayışını ve bireysel dönüşümünü merkeze alan alegorik bir anlatıdır. Endülüslü çoban Santiago’nun maddi bir hazineyi bulmak için çıktığı yolculuk, zamanla insanın kendi potansiyelini keşfetme sürecine dönüşür. Bu yönüyle roman, klasik bir macera anlatısından çok, felsefi bir iç yolculuğun edebî ifadesidir. Coelho’nun dili bilinçli olarak yalındır. Bu yalınlık, metnin zayıflığı değil; evrensel bir okur kitlesine ulaşmasını sağlayan temel anlatım tercihidir. Semboller, tekrar eden metaforlar ve masalsı atmosfer, romanın ana fikrini destekler: İnsan, kendi yaşam amacına ulaşabilmek için korkularını aşmalı ve iç sesini dinlemelidir. Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, farklı kültürlerden ve inanç geleneklerinden beslenen sembolik yapısıdır. Simya, çöl, kristal dükkânı ve “Kişisel Menkıbe” kavramı, yalnızca olay örgüsünü ilerleten unsurlar değil; aynı zamanda karakterin ruhsal gelişimini temsil eden metaforlardır. Bu nedenle roman, her okunuşta farklı anlam katmanları sunabilen bir yapıya sahiptir. Bununla birlikte, Simyacı eleştirilerden de tamamen uzak değildir. Bazı okurlar, romanın felsefesini fazla idealist ya da tekrar eden aforizmalar üzerine kurulu bulabilir. Ancak bu durum, eserin dünya çapında milyonlarca okura ulaşmasını engellememiş; aksine onu çağdaş kişisel gelişim ile edebiyat arasında köprü kuran en önemli romanlardan biri hâline getirmiştir. Sonuç olarak Simyacı, yalnızca bir yolculuk hikâyesi değil; insanın hayalleri, cesareti ve kendini gerçekleştirme arzusu üzerine yazılmış zamansız bir anlatıdır. Edebî derinliği kadar sembolik diliyle de dikkat çeken roman, her okunuşta okurunu kendi yaşam yolculuğunu yeniden
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
Güçlü Bir Kadının Hikâyesi
9/10
·626 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Toplanın Jane Eyre 'in incelemesini yapıyorum. Okuduktan sonra sevdiğim birçok kitabın pabucunu dama atan kitabın yani. Hayruş ✮⋆˙ bunun için en sevdiğim İngiliz klasiği demiştii, muhtemelen benim de bir süre öyle olacak. Konusuyla başlayalım, Jane Eyre öksüz yetim bir kızdır. Kimsesiz kalınca dayısı ona sahip çıkar, onu öz çocuklarından ayırmaz. Ama dayısı Mr. Reed de ölünce, Jane de kendisini en başından beri istemeyen yengesi Mrs. Reed ve üç kuzeniyle bir başına kalır. Hep dışlanır, erkek kuzeninden şiddet görür, iftiraya uğrar ve bunun sonucunda cezalandırılır. En büyük isteği bu evden bir an önce ayrılmaktır. Mrs. Reed, on yaşına gelen Jane'i Lowood ismindeki yatılı okula yollar ve tatillerde dahi orada kalmasını ister. Lowood'un imkanları da şahane değildir ama Jane, yengesi ve acımasız kuzenleriyle yaşamaktansa buradaki yoksulluğa ve disipline katlanır. Pek çok zorluğa rağmen burada eğitimli, yetenekli, hanımefendi bir genç kız haline gelir. Altı yıl öğrencilik, iki yıl ise öğretmenlik yaptıktan sonra on sekiz yaşına geldiğinde, en sevdiği öğretmeni de evlenip okuldan ayrıldığında kendisini Lowood'a bağlayan hiçbir şey olmadığına karar verir. Halihazırda çok özgür ruhlu olan Jane buradan ayrılmak, daha uzak yerlere gitmek ve bağımsız bir şekilde hayatını sürdürmek ister. Gazeteye verdiği mürebbiyelik ilanına aldığı cevapla Thornfield Malikanesi'ne doğru yola çıkar. Burada, aslen Fransız olan Adèle Varens ismimdeki küçük bir kıza mürenbiyelik yapacaktır. Tabii malikanenin sahibi olan Mr. Rochester ve o hayatına girdikten sonra yaşayacaklarından bihaberdir. Burada duralım ve yorumlara geçelim. İngiliz edebiyatı eserimiz Victoria döneminde geçiyor. Bazılarımızın bugünlerde; tarzıyla, giyimiyle, verdiği nostaljik hisle "keşke o zamanlarda yaşasaydık" dediği
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma