Ali topu kaptırdı, golü yedi artık :))
"Benden laf çıkmaz. Hani bak, piç kurusu Ali'yi söyledim mi?" Ali'nin ismini duyduğum gibi kulaklarım alev aldı, cayır cayır yanmaya başladı. Ali ilkokuldan sonra aklıma bile gelmemişti. Fatih abinin nereden aklına gelmişti ki durduk yere? İç çekecek garsonun önüme servis ettigi dürüme baktım, iştahım beni hızla terk ediyordu. " "O da nereden çıktı şimdi?" "Hiç. Aklıma geldi.Ee, șimdilerde kızların sevgilisi çapkın Ali neler yapıyor?" Telașla atıldım. "Nereden bilebilirim ki ben neler yaptığını?" Bõyle panikleyince yalan söylediğimi düşünmezdi inşallah. "O zamandan beri hiç görmedin mi? " İlkokul mezuniyetinden sonra hiç görmedim. Ortaokulda başka okula gitti." Fatih abi, "Vah vah. Üzülmüşsündür," dedi, benim adıma duyduğu abartılı ama sahte bir hüzünle. "Ne üzüleceğim? Yıllardır aklıma bile gelmedi. İlkokul aşkı işte..." Hay dilimi de eșek arısı soksun! Aşk ne? Aşk neeee???!!!! "İlkokul aşkı, ha?" diye sordu. "Așk dedimse... Çocuksu bir şey işte. Oyun arkadaşımdı." Sonra Ezgi'nin oyun arkadaşı olmuștu. Ondan sonra da Gamze`nin. Pis Ali.
Sayfa 213·Kitabı okudu
Öğrendiğim onca şeye - ustalaştığım onca lisana - rağmen varendada durmuş bana bakan bu kadına söyleyebileceğim tek sözcük “An-neeee” olmuştu. Tıpkı kuruyan ağzını annesinin memesini emerek ıslatan bir kuzu gibi…
Sayfa 274 - Koridor·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ne neee cengo ve adriel neeee
Cengo’nun yeniden Ayla’ya bakarak tırnaklarını kemirdiğini gördüğünde dostça omzuna dokundu. “Bu kadar endişelenme. İyi olacak.” “Nasıl endişelenmeyeyim?” diyen sesi isyan doluydu. “Orada yatan benim karım!” Koyu mavilerin içinde patlayan şimşekler görülmeyecek gibi değildi. En ters bakışını attı. “Benim yüzümden bu görevde. Benim yüzümden şu an burada. Endişelenmeyip ne yapacağım?”
Sayfa 396·Kitabı okudu
Alıntı
Zihnimin bilgi açlığıyla dolu olduğu çocukluk dönemimde, babamın kitaplığında yalnızca tanrıtanımaz kitaplar bulabiliyordum. Sayfaları karıştırıp tanrının yokluğunu kanıtlıyordum kendime. Ansiklopedistleri inanılmaz bir sabırla okuyordum. Voltaire’nin felsefe sözlüğünün her sayfası, bana bir hukukçunun tanrının yokluğuna ilişkin kanıt ve görüşlerini sunuyordu. Aldığım ilk nietzche dozu beni derinden sarsmıştı. Açıkça “ tanrı öldü” diye bağırma cüretini göstermişti. Neeee? Tanrının olmadığını öğreneli çok olmamıştı ki birisi çıkıp öldüğünü ilan ediyordu. İçimde ilk kuşku uyanmıştı. Böyle buyurduğu Zerdüşt’e başladığımın ikinci günü Nietsche hakkında karara varmıştı bile. Nicha çıldıracak kadar güçsüz biriydi, oysa bu dünyada temel olan aklını yitirmemekti. Daha sonra yaşamamın ana ilkesi haline gelen bu düşünceler, ilk vecizemin çekirdeğini oluşturdu:” Bir deliyle aramdaki tek fark benim deli olmamamdır”
Sayfa 25·Kitabı okudu
Neeee
Cassian ışığın diğer tarafında beliren şeye hırladı. Beliren kişiye. Şu anda bana gülümseyen aynı çocuk, hiç şüphesiz, artık gözü­me bambaşka görünüyordu. Siyah saçlar, çarpıcı menekşe gözler. Çocuğun yüzünü fark edince irkildim, ilk gelişimde gözümden kaçan şeyi. Bakıp da anlamadığım şeyi. Rhysand’ın yüzüydü. Ten rengi, gözleri...tıpkı Rhysand’tı. Ama dolgun, iri dudakları... Benim dudaklarımdı. Babamın dudakları. Kollarımdaki tüyler diken diken oldu. Oymacı selam vermek için başını eğdi hem selam vermek, hem de onaylamak için. Fark ettiğim şeyin ne olduğunu anlamış gibiydi. Daha önce kime baktı­ğımı ve şu anda kimi gördüğümü. Yüce Lord’un oğlu. Oğlum. Oğlumuz. Elbette ona hayat verecek kadar yaşayabilirsek.
Oymacı'da gördüğü çocuk·Kitabı okudu
Alıntı
Öğrendiğim onca şeye ustalaştığım onca lisana rağmen veranda da durmuş bana bakan bu kadına söyleyebileceğim tek sözcük an neeee olmuştu. Tıpkı kuruyan ağzını annesinin memesini emerek ıslatan bir kuzu gibi...
Sayfa 274·Kitabı okudu