nefil

nefil
"Güzel kitaplar okumadan öleceğim diye korkuyorum, çünkü kitapları okumak benim için yaşamaktır, onları okumadan ölürsem, yaşamadan ölecekmişim gibi geliyor.". Mum Hala-I, Aziz Nesin
Biyolog
İ.Ü.Fen Fak.Biyoloji Bölümü
İstanbul
İstanbul, 2 Mayıs
146 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2025 13:27
Sarah Bernstein’in “İtaat Etüdü” , modern dünyada itaat, suçluluk, aidiyet ve bireyin tarihsel yükümlülükleri gibi derin felsefi temaları işleyen, yoğun sembollerle dolu bir anlatıya sahip. Bu roman itaatin hem travmadan gelen bir savunma mekanizması hem de bir etik soru olduğunu gösteriyor. İtaat burada sadece güçsüzlüğün değil, belki de bir tür kefaretin ifadesidir. Kimliğin silikleştiği, dilin gücünü yitirdiği, tarihin ise hala konuşmaya devam ettiği bir metin. Anlatıcı, kimliksiz, pasif, görünmez, ama derin bir etik sorgulamayla dolu bir karakterdir. Onun itaatkârlığı, güçsüzlükten değil; belki de geçmişin ağırlığıyla yoğrulmuş bir içsel sorumluluk duygusundan gelir. Bu da onu klasik mağdur figürlerinin ötesine taşır: itaat eden ama farkında olan bir bilinçtir o. Anlatıcının geçmişte “susturulmuş, dışlanmış” biri olması, yaşanan bir aile trajedisinin ya da bastırılmış bir utancın taşıyıcısı olabileceğini, anlatıcının varlığının da bu travmanın hatırlatıcısı olabileceği izlenimini veriyor.
Edebiyat
İtaat EtüdüSarah Bernstein · Domingo Yayınevi · 2024664 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Doğaya Dönüş
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2024 109. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2024 00:00
Jack London'ın "Vahşetin Çağrısı" (The Call of the Wild) romanı, vahşi doğa ile insan medeniyeti arasındaki mücadeleyi, bir köpeğin gözünden anlatan bir klasik olarak kabul edilir. 1903 yılında yayımlanmıştır ve Jack London’ın en bilinen eserlerinden biridir. Roman, sadece bir hayatta kalma öyküsü değil, aynı zamanda doğaya dönüş ve içgüdülerin keşfi üzerine felsefi bir metindir. Kaliforniya'da rahat bir hayat yaşayan Buck adlı köpeğin, kaçırılıp vahşi doğaya sürüklenmesini ve burada hayatta kalmak için içgüdülerini keşfetmesini anlatılır. Roman boyunca Buck, medeniyetten uzaklaşarak doğanın kurallarına ayak uydurmayı öğrenir. Buck, adeta bir insan karakter gibi gelişir. Ancak bu antropomorfizm, Buck’ın hayvan doğasına aykırı değil, onu daha da derinlemesine anlamamızı sağlar. Jack London, doğayı sert ama güzelliklerle dolu bir yer olarak tasvir eder. Romanın betimleyici dili, vahşi doğanın hem yıkıcı hem de büyüleyici taraflarını gözler önüne serer. Kitap, modern insan için hala önemli mesajlar içermektedir, insanın doğayla bağlantısının asla tamamen kopmadığını ve içgüdülerin hala yaşamın bir parçası olduğunu bizlere gösterir.
Edebiyat
Vahşetin ÇağrısıJack London · Can Yayınları · 201943,1bin okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2024 111. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2024 16:35
Jerzy Kosinski'nin "Bir Yerde" (Being There) romanı, hem modern bir masal hem de medya, kimlik ve toplumsal algı üzerine zekice bir hiciv. Roman, Chance isimli, tüm hayatı boyunca bir malikânede bahçıvanlık yapmış, dış dünyayla neredeyse hiç teması olmayan bir adamın hikâyesini anlatır. Evi terk etmek zorunda kalınca, tesadüfler ve insanların onun saf, basit sözlerini derin felsefi anlamlar içeren mesajlar olarak yorumlaması sonucu politik ve sosyal bir fenomene dönüşür. Romanın ana temalarından biri, medyanın insanları nasıl şekillendirdiği ve toplumun yüzeysel algıları üzerinden nasıl kararlar aldığıdır. Chance’in televizyonla olan saplantısı, onun gerçek dünyayı televizyonda gördükleriyle anlamlandırma çabasıdır. Chance, kimlik konusunda bir metafordur; kişisel geçmişi olmayan, saf bir karakterdir. Bu durum, insanların onu istediği şekilde yorumlamasına olanak tanır. Boş bir sayfa olarak görülebilir ve insanlar kendi arzularını, düşüncelerini onun üzerine projekte ederler. Roman, toplumsal sınıfın ne kadar yüzeysel olabileceğini de ele alır. Chance’in geçmişi, eğitimi veya gerçek bir bilgisi yoktur, ancak düzgün giyinmiş ve belirli bir çevrede bulunmuş olması, onun yüksek sosyal statüye sahip bir figür olarak kabul edilmesine neden olur. Kitap, 1979 yılında aynı adla filme uyarlanmış, başrolünde Peter Sellers yer almıştır.
Edebiyat
Bir YerdeJerzy Kosinski · E Yayınları · 2012540 okunma
"yenik doğmuş, kaybolmuş insanlar"
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 77. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2024 11:26
Fitzgerald'ın 1979'da Booker Ödülü'nü kazandığı bu roman yer yer çok komiktir. Fitzgerald Salapurya Mahallesi'ni "traji-fars" olarak adlandırmıştır. Traji-fars bulanık koşulları, ne bir ne de diğer duruma dönüşmeden hep hareket halinde tutar. Kitap 1960'ların Londra'sında Thames Nehri kıyısında demirlemiş teknelerde yaşayan bir grup insanın hayatını anlatır. Fitzgerald kendisini "yenik doğmuş ve hatta basbayağı kaybolmuş insanlara meyilli"olarak tanımlıyordu ... Romanın odağında kendisi ve iki çocuğunu terkedip giden İngiliz eski kocasının geri dönmeyeceğini sonunda zorla kabul etmiş Nena adında Kanadalı genç bir kadın ve onun iki küçük kızı vardır. Çocuklarının eğitim masraflarını karşılamak için yaptığı mücadeleler üzerinden hikaye şekillenir. Fitzgerald'ın romanlarında ki çocuklar genellikle, mutsuz yetişkinlerde eksik olan gerçek bir olgunluk gösterir. 1960'lar Londra'sı, kültürel devrimlerin, sosyal değişimlerin ve siyasi hareketlerin bir arada yaşandığı dinamik bir dönemdir. Bu dönemde, toplumun farklı kesimlerinin sesi daha fazla duyulmaya başlandı, geleneksel yapıların sorgulandığı ve yeni kültürel normların oluşturulduğu bir süreç yaşandı. Londra, bu dönemde sadece İngiltere'nin değil, tüm dünyanın dikkatini çeken bir kültürel merkez haline geldi. Bu bağlamda, Penelope Fitzgerald'ın "Salapurya Mahallesi" kitabı, 1960'ların Londra'sında toplumun kenarında yer alan karakterlerin hayatlarını ve bu dönemin sosyal ve kültürel yapısını anlamak için zengin bir arka plan sunar.
Edebiyat
Salapurya MahallesiPenelope Fitzgerald · Can Yayınları · 201873 okunma
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2024 72. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2024 10:58
"Böyle Küçük Şeyler," vicdan, ahlak ve toplumsal baskı temalarını, yazarın minimalist yaklaşımı ile büyük şeylere dönüştürürken hikayenin duygusal yoğunluğunu artırmıştır. Keegan'ın sade ve etkileyici dili, anlatım tarzı, karakterlerin duygusal durumlarını ve çevresel betimlemeleri güçlü bir şekilde yansıtışıyla kısa gözüken bu kitabın daha uzun olmasını istermiydim bilmiyorum. Ben de bıraktığı etki öyle büyük oldu ki "Böyle Küçük Şeyler," in...
Edebiyat
Böyle Küçük ŞeylerClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20223,593 okunma