10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
95 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 20:57
İçimde çok farklı duygular var..kitaptan dolayı mı yoksa kendimle alakalı mı bilmiyorum. Güçlü diye bir karakterimiz var kitapta o gerçekten annesinin dediği kadar da güçlü. Küçücük yaşında hem ona ağabey diyen ikizine hemde kendine odaklandı. Savaş vermek gerekiyor işte yaşamak için bu kitap bunun en büyük kanıtı. Gerçek hikâyeden mi uyarlandı bilinmez ama herkesin kendi doğrusu var ya benim doğrum bu kitap. Hem aşkı hem aileyi kazanan biri güçlü ve onun hikâyesini okumak insanı en içten duygularla kitabı bitirmeye itiyor. Son olarak da hayat size ne getirir bilemezsin, bazen bitti dersin ve hayat karşına daha iyisini çıkarır... Umarım karşınıza korkmadan tahterevalliye binebileceğiniz biri çıkar... Kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum.. Öpüldünüz
Beni İçinden SevAhmet Batman · Destek Yayınları · 20185,1bin okunma
Karışık spiritüalizm'e
Puan vermedi·752 syf.··
2026 5. kitabı
Efendim ele aldığımız bu incelemeye konu olan kitap Spinoza beyin Ethicası. Okunması anlaşılması çok basit bir kitap demek isterdim şüphesiz fakat öyle değilmiş :) Sonuç itibariyle ben ne okudum ne anladım ne anlatabilirim demekle geçiyor. Adamımız zamanında ateist olmakla itham edilmiştir . Söylemleri çok çelişik göründüğünden bağlı olduğu cemaatten dışlanmıştır. Bana göre kendisi muhteşem bir Tanrı inancına sahiptir. Yöntemleri ve dile getirdiklerini kastetmeden sadece Tanrı ya olan hissiyatlarından dolayı bunu dile getirmek istiyorum . Yaşamının büyük bölümünde hep Tanrı ile hemhal olmuştur. Söylemlerinin ya da düşüncelerinin çok açık olmamasını Descartese bağlıyorum. Adamımız bir anda kendisini Descartesle ilişkilendirmiş gibi. E sizler de taktir edersiniz ki yaşamış oldukları döneme kadar rastonalizm daha yeni yeni canlanıyordu. Hal böyle iken Tanrı fikrinin rasyonalizmle açıklanmaya çalışılması elbette ki güç olacaktır . Spinoza abimizin de yaptığı tam olarak budur. Aniden inancını kendisine uygun şekilde rasyonalizmle süslemiştir. E tabi kendisini okuyanlar ula bu ne diyor demekten kendilerini alamamışlar. Dolayısıyla zamanında anlaşılmadığı için kitapları yasaklı kitaplar rafında yer almış oluyor . Ethica Spinoza bu eseri esas itibariyle Tanrı düşüncesini aktarmak için yazmıştır diyebiliriz. Doğanın insanın ve Tanrı özünün birbirleriyle ilişkisi sistematik olarak ele alınmaktadır. Bu Tanrı anlayışı daha önceki Tanrı anlayışlarına darbe niteliğindedir . Spinoza bu Tanrı kavramını bildiğimiz geometri bilimin referansları ile açıklamak niyetindedir . Zaten kanıtlama ihtiyacının ne derece ele alındığı kitapta çok bariz gözümüze ilişmektedir. Her fikre yönelik bir önerme ve bu önermeleri kanıtlayacak referansları başka önermelerde. İnanın önermeler
EthicaBaruch Spinoza · Alfa Yayınları · 20232,187 okunma
Reklam
Puan vermedi·384 syf.··
2025 77. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 01:58
Lâ, adını İslam düşüncesinin merkezindeki “Lâ ilâhe illallah” ifadesinin ilk ve en sarsıcı kelimesinden alır. Bu kelime, sadece bir reddiye değil; aynı zamanda arayışın, yıkımın ve yeniden inşanın başlangıcıdır. “Lâ”, eserde sadece bir kelime değil, bir eşiktir. “Lâ, bütün putları devirmeden evet demeye izin vermez.” Bu kısa ama güçlü vurgu, eserin omurgasını oluşturur. Yazar, imanın önce reddedişten geçtiğini vurgular. Sahte kutsallar, benlik putu, kibir ve mutlaklık iddiası bu “lâ” ile yıkılır. Tasavvufta “lâ”:nefsin reddi,sahte kimliklerin yıkımıdır.Romanda bu şu şekilde görünür:insanın kendi doğrularına tapması, ahlâkını bile putlaştırması,“ben haklıyım” cümlesini kutsaması. “En zor vazgeçilen put, insanın kendisidir.” Bu yönüyle Lâ:dindar okuru rahatsız eder,inançlı ama sorgulamayan zihni sarsar. Bekiroğlu, bu romanda:Hz. Âdem,İblis,insanın düşüşü,itirazın metafiziği üzerinden varoluşun en kadim sorularını sorar. Bekiroğlu’nun en çarpıcı hamlelerinden biri, İblis’i tek boyutlu bir kötülük figürü olarak sunmamasıdır. “Ben secde etmedim, çünkü kendimi gördüm.” Bu cümlede İblis:isyankâr,kibirli,ama aynı zamanda akleden ve sorgulayan bir varlık olarak belirir. Yazar burada okuyucuyu rahatsız eder: İtaat mi daha değerlidir, yoksa akıl mı?Sorgulamak ne zaman isyana dönüşür? İblis:geçmişte kalmış bir varlık değil,benliğin bugünkü hâlidir. “İblis, ‘Ben’ dediği anda kaybetti.” Bu cümle, modern ego kültürünün özeti gibidir.Bugünün insanı:“benim doğrum,benim sınırım,benim gerçeğim" diyerek hakikati şahsîleştirir. Âdem, bu romanda kusursuz bir peygamber figüründen ziyade insanın özü gibidir.Sadece ilk insan değildir,her insandır. “Unutmak, insanın ilk günahıydı.” Bu ifade, insanın trajedisini özetler:İnsan unutur,unuttuğu için düşer,ama yine de dönme ihtimali
Lâ: Sonsuzluk HecesiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202114,6bin okunma
Antik Roma'da Din
9/10
·1108 syf.··
2026 2. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 08:32
Antik Roma’da din kavramı, günümüzün tek tanrılı inanç sistemlerinden taban tabana zıt bir düzlemde, tamamen bu dünya odaklı bir yapı üzerine inşa edilmiştir. Yazarın da vurguladığı üzere Roma dini, bireyin öte dünyadaki kurtuluşundan ziyade, Roma devletinin mevcut refahını ve sürekliliğini hedefleyen toplumsal bir sözleşme niteliği taşır. "Pax Deorum" yani tanrıların barışını koruma gayesiyle şekillenen bu sistemde, ritüellerin hatasız icrası vicdani bir bağlılıktan çok daha önceliklidir; öyle ki en görkemli cenaze törenleri dahi ölenin ruhani huzuru için değil, hayatta kalanların şan ve şöhretini pekiştirmek amacıyla düzenlenen politik birer gövde gösterisidir. Dolayısıyla Roma inanç dünyası, tanrılarla kurulan pragmatik bir alışveriş ilişkisi üzerinden, ilahi gücü şehrin ve imparatorluğun hizmetine sunan dünyevi bir disiplin mekanizması olarak karşımıza çıkar.
1000k
Antik RomaUmberto Eco · Alfa Yayınları · 202173 okunma
7/10
·129 syf.··
Beğendi
·
2025 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 21:08
Merhaba arkadaşlar. Anka Kuşu’nun ben bir roman olduğunu, yazarın zihnini konuşturduğunu, daha çok bir bilim kurguyu temel alan bir olay örgüsü olduğunu zannediyordum. Ta ki kitabın kapağını açana kadar. Bir diğer noktada ise kitap kapağını gördüğümde (Mart 2018 baskı benimki) 2000’li yılların başında bir baskı sandım. Elimde bir de Eylül 1966 baskısı olduğunu da okurlarına belirtmek isterim. İlginç olanı ise 2 yayıncının da aynı ‘Önsöz’ kısmını kullanması oldu. Akşit Göktürk iki baskının önsözünde de kullanılan isim. Lawrence bu kitabında bizlere ‘deneme’ diyebileceğimiz tarzda bir içerik sunuyor. Tam bir deneme dememiz de mümkün değil çünkü belirli bir konuda yazılmış satırlar değil pek çok farklı konunun toplanmasıyla oluşturulmuş bir eser var karşımızda. Açıkçası şimdi belirli bir türe ait olmayan pek çok kitaba da deneme demek gibi bir yanlışta bulunulduğu için buna da dikkat çekmek lazım. Ve buradaki her bir konu, adeta bir felsefe gibi kaleme alınmış. Bu tarz insanlar acaba geçmiş yüzyılda değil de günümüzde olsalar ortaya nasıl ürünler çıkarırlardı diye düşünüyorum. Mesela ilk konu olan ‘Sevgi’ konusunu ele alalım. Yazar burada mensubu bulunduğu Hristiyanlık öğretilerinin aslında biraz yanlış olduğunu ve zamanının geçtiğini düşünüyor. Konu sevgi olduğunda hepimizin söyleyecek pek çok şeyi eminim ki vardır. Yazar da tam olarak bu düşüncenin içerisinde ve konuya farklı biçimde yaklaşıyor. Ve ben kendisine kesinlikle katılıyorum. Mesela 2022 yılında yahut 2023 yılının bir kısmında aynı satırları okusam, kesinlikle yazarın saçmaladığını, sevginin karşılıksız olduğunu, tek başına çok önemli olduğunu ve benzeri durumları çokça savunurdum. Ancak şimdi zaman geçtikçe, insanları daha fazla tanıdıkça görüyoruz ki gerek dinde gerek işte gerek arkadaşlar arasında gerekse
Anka KuşuD. H. Lawrence · Yapı Kredi Yayınları · 2006135 okunma
9/10
·120 syf.··
2025 191. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 00:00
Bir göçmen hikayesi. Julie, İngiltere, Bootle'da yaşayan sıradan bir altıncı sınıf öğrencisi ve bir altıncı sınıf kız öğrencinden bekleyeceğiniz tipik endişelere sahip. Arkadaşı Mimi'nin evine davet edilmek ve Socky'nin onu fark etmesini sağlamak. Ancak iki Moğol göçmeni, ‘Chingis’ (Cengiz) ve 'Negrui' sınıfına katıldığında her şey değişiyor. Tuhaf paltolar giyen ve okuldaki diğer çocukların hiç alışık olmadığı şekilde davranıp konuşan iki Moğol göçmen. Abi olan Chingis, öğretmene emirler verir ve küçük kardeşinin gözünün önünden ayrılmasına izin vermez. Bir Polaroid kamerası ve Moğolistan'ın o kadar tuhaf fotoğrafları vardır ki, bambaşka bir gezegen gibi görünür. Julie, bu fotoğraflara hayran kalır; Moğolistan hakkında öğrenebildiği her şeyi öğrenir ve sınıfa bir rapor verir. Moğol çocuklar da onu İyi Rehberleri ilan ederler. Chingis ve Nergui, Nergui'nin peşinde bir iblis olduğunu, her şeyi yok eden bir iblis olduğunu, Nergui'yi yok etmek istediğini söylerler ve Julie de bu olayın büyüsüne kapılır. Bu olaylardan sonra yetişkin, günümüzdeki Julie'nin oğlanlarla geçirdiği o tuhaf ayları geriye dönüp baktığı, birinci şahıs anlatımı biçiminde metin de kitapta bulunuyor. Chingis'in Polaroid fotoğrafları var, kitap boyunca her biri renkli olarak serpiştirilmiş. Aslında kitap fantastik bir hikâye içermiyor ama büyüsü devam ediyor. Ufkunuzun genişlemesi ve sizden farklı bir geçmişe sahip olan birini tanımanın büyüsü. Keyifle okunuyor.
Benim Adım Hiç KimseFrank Cottrell Boyce · Tudem Yayınları · 2014162 okunma
Reklam
Reklam