Bir sabah, çok erken vakitte, annem odama geldi, “Sanırım baban öldü” dedi.
“Yine mi…” dediğimi hatırlıyorum.
Kalkmak istemiyordum, yorgundum ve yorganın altına girdim.
Babamı o kadar kör kütük sarhoş görmüştüm ki, gerçek bir ölüyle sarhoş biri arasındaki farkı bilemiyordum. Sonra babam bir doktordu ve bir doktor ölemezdi.
Annem, “Bu seferki gerçek. Hadi kalk” dedi.
Kalktım. Odasına gittim. Yatağının yanı başına düşmüş, ağzı kan doluydu. Beni azarlamadı, gerçekten ölmüştü.
“ Annem bürodan döndü, babamsa çok geç vakitte, oldukça yorgun bir halde geldi. Hiçbir şey olmadı.
Babam o gün annemi öldüreceğini unutmuş olmalıydı. “