Okuyabilen için muhteşem benim içinse geç kalınmış bir kitap. Her zaman okumayı istemiştim ancak sıra geldi. Bu şey bir tek kitap olmanın ötesinde. İtalyan asıllı bir adamın astronot olma yolunda bireysel hikayesi. Ama öte yandan Amerika Birleşik devletlerinin Nasa , Gemini, Apollo kapsamında uzay ve ay programının detaylı bir incelemesi. Ve yine ama uzaya ve aya dair bilinmeyen, amca ve dedelerin " stüdyoda kameraya çektiler yiğenim" tezine karşı bir anti tez...
Benim içinse gerçek bir kahramanın hikayesi. Neil ve Buzz bu ikisini herkes bilir. Ama çok az kişi üçüncü bir adam daha olduğunu bilir. Aya yakın olup, o kadar uzakta ve karanlıkta tek başına durup ona dokunamamak! Dahası diğer ikisini ıskalarsa tarihe tarihin en büyük aptalı olarak geçecek olmak. Büyük bir sorumluluk için yıllarca emek verip belki de küçük bir ödülle yetinmek. Bu kişiyi gerçekten yakından tanımayı çok istiyordum. Onun hayatını öğrendiğim için mutluyum.
Düşler Lordu'na yaraşır bir cenaze merasimine hem okuyarak eşlik ettiğimiz , hem de düşümüzde de bu törene katıldığımızı öğrendiğimiz cilt. Kaybedilmiş tanıdıkların, hele Griffin'in dönüşü sevindiriciydi.
Çok karmaşık hislerim var bu kitap hakkında. Genel olarak fikir gerçekten güzel ve kitabın konusunu okuduğumda çok hoşuma gitmişti. Alma sebebim de buydu zaten. Ama maalesef diğer kısımları tuhaftı. Karakterlerin ikisi de yahudiydi ve bayağı yahudilikle ilgili sohbet var ya da sadece bir gün içerisinde bütün her şey yaşanırken gidip esrar aldılar, yani şaka mıydı bu kitap? Aşırı tuhaf aşırı tuhaf geldi. Ayrıca bu Amerikan tarzdaki rom-com'larda kültür çatışması olayınından hiç hazzetmiyorum. Kitaptan soğumamın temel sebebi oluyor. (Tabii bu kitapla alakalı bir şey değil.)
Son olarak eklemek istediğim bir şey daha var: Lanet "third act break up"tan bu kitabımızda da vardı. Yani evet tam olarak break up gibi sayılmaz çünkü 1 saat falan sürüyor sanırım emin değilim -Kitabın her bölümü saat saat ilerliyor- ama Neil'ın elindeki ismin Rowan olduğunu öğrendiğimizde ben "Aa ismi olmasına rağmen kızı öldürmekten vazgeçmiş." gibi bir tepki verdim ve bir sayfa sonra Rowan'ı Neil'a karşı ihanete uğramış gibi hissederken okudum, ayrıca kavga ederken? Şaka mısın kızım ya.
Kitabın tek iyi yanı özetlemek gerekirse konusu ve akıcılığıydı.
Sonuç olarak incelemem bu şekildeydi önermiyorum.
Dünyanın neresine gidersek gidelim kadına yönelik şiddetin çaresizliği (ister kobra olsun ister pitbull) her yerde aynı. Ama tüm bu çaresizliğe rağmen başaran kadınların kahramanca mücadelesi çok büyük bir güç. hiçbir kadının ne tür olursa olsun şiddete maruz kalmadığı, şiddetin tamamen son bulduğu güvenli günlere...
Kadına yönelik şiddete karşı farkındalık kazanmak için kitabı okumanızı öneririm.
#306692868
Post-modern yaşam ve endüstriyel devrimle birlikte çocukluğun nasıl yok olduğunu gösteren çok önemli bir kitaptır. Çocukluk hakkında okunması gereken kitaplardan biridir.
Neil Postman , Televizyon Öldüren Eğlence adlı kitabında televizyonun eğlenceyi amaç edinmesini eleştirir ve bu eleştirisini temellendirmek adına o ünlü "Biçim, içeriği dışlar." ifadesini kullanır. Neil Postman ‘ a göre televizyon, sürekli eğlenen bir toplum inşa eder ve toplum içerisinde sorun olabilecek her şeyi eğlenceye indirger. Böylelikle televizyon, karşısında kendimizi ölesiye eğlendirmek dışında bir şey yapmadığımız bir kutuya dönüşür.