.
.
.
"Beş gün önce Luricht Kalesi'ne gidip ona meydan okuyana, canını söz konusu sikkeyle alana kadar ona aitti. Suçlamana gelirsek, o çok kıymetli tanrılarından biri değilim, Kâhin." Gözleri karanlıkta parladı. "Ben onları öldüren adamım."
Hışırtı kesildi. "Adımı anmamaya yeminli misin?"
"Adın Myndacious değil mi?"
"Tanıştığımız gece bana Rory demeni söylemiştim."
"Belki derdim. Ama konuştukça seninle samimiyet kurmak isteyecek hiçbir şey bulamadım."
Anlaşıldı, Bartholomew." Gargoyle sırtını dikleştirdi. "Ne zaketin vücut bulmuş hâli olup-"
"Sen İncir'le kalıyorsun." Yaratığın alt dudağı titremeye baş ladığında telaşla ekledi, "Yalnız kalmayı hiç sevmiyor."
Gargoyle duvardaki sarmaşıkları mutlu mutlu kemiren ata bir bakış atıp burnunu çekti. "Peki madem. Varlığım onun ıstırabını hafifletecekse kendiminkine katlanacağım."
"Harika." Koyu renk gözlerini bana çevirdi. "İşimiz biraz... heyecanlı geçebilir. Yanımdan ayrılma."
Kaşlarım havalandı. "Nasıl heyecanlı?"
"Öpüşecek misiniz?" diye sordu Gargoyle.