usta

usta
@nemecek
17 okur puanı
Eylül 2016 tarihinde katıldı
Tolerans
Teoman Duralı diyor ki: "Hoşgörme veya hoşgörü, asla Aydınlanmacılığın dimâğlara zerkettiği Tolerance'ın karşılığı değildir. Müsamahakarlık, hakîkatın parçalanmasının yahut hakîkatlar çokluğunu saygıyla karşılanması anlamına gelmez. Tolerance'ın Türkcede karşılığı yoktur. Zirâ aydınlanmacılık, İslam ümmetinin saflarına nüfûz edememiştir. Yaşanmamış bir düşünce akımı, dilde damgasını bırakamaz. Her dinin ve tabîki İslam'ın hakîkatı tektir. Hiçbir din ve benzeri inançların yapısı 'tolerant' olamaz." - Kutadgubilig Türkcenin Felsefe-Bilim Sözlüğü: 175. ve 168. s., 78. dipnot
Din
Reklam
"Ki söz yüce göklerden inmiş-durur Gönülden giçüp dilde dinmiş-durur ... Ne dilce olur-ısa ma'nîdur asl Ki anun-içun kodılar bâb u fasl". Hoca Mesud b. Ahmed (öl. 1375 civ.) 'söz'ün (logos'un) gökten inip 'gönül'den geçerek 'dil'de durduğunu; bu duruşta bütün dillerde asıl olan mananın olduğunu, farkın ise tezahürde ortaya çıktığını vurgular. Kutadgubilig Felsefe-Bilim Araştırmaları Dergisi Sayı 3 Sayfa 156
Osmanlı Bilgininin Dil Tasavvuru
Varlık, fizik (aynî), zihin (zihnî), dil (lafzî, luğavî, lisânî, ibârevî) ve yazı'da (hattî, kitabî) olmak üzere dört seferde tezâhür eder. (...) Mutlak Varlık kavramı çerçevesinde bir birlik
Hasan El-Benna
1948 yılında Arap toplumlarına yönelttiği açıklamasında, Arap ve İslam bölgesinde sosyo-ekonomik ilerlemenin imkânları üzerine tüneyen siyasi Siyonizm projesinin oluşturduğu riske dikkat çekerek şunları söyleyecektir: "Hiçbir devlette başarılı bir sanayi, istikrarlı bir ticaret piyasası kurulamayacaktır. (...) Bu kafalar, bu şerefli toplumlarda ahlaksızlığı, isyanı, fesadı ve rezilliği yaymaktadır.
etmiş kimisi râhatın, ikbâl için fedâ, olmuş kimi beliyye-i idbâra mübtelâ. ziya paşa beliyye: bela, dert idbâr: talihsizlik, bahtsızlık. karşıtı: ikbâl.
Reklam