İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.
Bir kadının umutsuz ve platonik aşkının en masum ve saf çağından en tutkulu, en meşakkatli, en yoğun dönemlerine kadar bütün inceliğiyle birlikte sevdiği adama ithafen yazdığı mektup seriliyor gözlerimizin önüne bu kitapta. Ağlarken gözlerimin kaç kere dolduğunu, kaç kere derin nefesler alıp göğsümün üzerine binen o gizemli ağırlığı atma arzusu ile tutuştuğumu yalnız anlatabilirim. Bir kadının toplumsal ahlâk tabularına rağmen aşkının peşinden koşarak trajik bir ölüme sürüklenmesini ele alan kitap sevilenin körlüğü ve sevenin arzusu ile çarpışınca neler olacağını merak ediyorsanız okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap.