Körlük kitabının devamı zannederek başladığım kitabın ilk bölümleri kitaptan bağımsız gelmişken sonlara doğru körlükteki ekibe bağlandı. Başkentteki kişilerin hepsinin boş oy kullanması ile başlıyor. Üstler boş oyların sebebini kendilerine yapışan bu eleştiriyi anlamamak ve kabul etmemek için suçu 4 yıl öncesinde yaşanan körlük salgınındaki Göz doktoru ve karısının ekibine bağlıyor. Bu süreç için görevlendirilen komiser ve ekibinin olayın gerçekle bağdaşmadığı açıklaması ise başkanı
kızdırıyor ve onu öldürtüyor.
Güzel bir seriydi. Körlük aslında devam ediyor ama bambaşka bir şekilde …
Roman, kırmızı ışıkta arabasında bekleyen bir adamın aniden kör olmasıyla başlıyor. Ardından bu adamın göz doktoruna gitmesiyle göz doktoru dahil karşılaştığı herkesin kör olmasıyla devam ediyor. Kısa bir sürede körlük salgını tüm ülkeyi etkisi altına alıyor. Ancak bu körlük bilindiği gibi karanlık değil beyaz körlük. İnsanlar süt denizine dalmış gibi bir aydınlık içinde kör oluyorlar.
Körlük salgınina hükümet kendince çözümler bulsa da kaos ortamı oluşuyor. İnsanlar gittikçe ilkellesiyor. Yaşamak adına her türlü pisliği yapar hale geliyorlar. Bunun yanında görme yetisini kaybetmeyen tek kişi doktorun karısı oluyor. Karşılaştıkları 6 kişiyle yaşamaya onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.
Kitap inanılmaz derecede insanı içine çekiyor. Yazar adeta bir köşeden bize tüm yaşanılanlar oı hissettiriyor. Akıcı, güzel bir kitap. Okumaya bir türlü fırsat bulamamıştım. Ama elime alınca bir solukta okudum. Uzun bir ara verdiğim kitap okuma serüvenine yazarın ikinci kitabı "Görmek" ile devam etmeyi düşünüyorum. Herkese iyi okumalar...