Bu kitaptakiler sayesinde tüm ilişkilerimizde bir devrim yaratabiliriz; yakınmaktan, sızlanmaktan, çaresizlik hissinden, çıkmaz sokaklardan kurtulduğumuzda... Az şey mi?
Yazarın değindiği birkaç önemli konu var, altını çizmek gerek:
İlk olarak, unutmayalım ki endişeli zihin kaybetme korkusunu barındırır ve bu korku, kişiyi endişeye boğar. Yani her iki yöne doğru da işlerliği olan bu gereksiz duygu, pek çok rahatsızlığın sebebi olur. Sevmenin önündeki paravan gibidir. Endişeli ve korkak olursak sevemeyiz.
İkincisi, suçlama! Başkasının sizin acınızı anlaması için onun kendisini kötü hissetmesini sağlamaya uğraşmayın. İşte bize ilişkilerimizde devrim yaratacak kısım burası. Altını çizip hayatımıza adapte edelim.
Üçüncü olarak da hepimizin sadece birer yansıtıcı olduğumuzu unutmayalım. Sevdiğimizle aramıza giren her duygu üzerimizde gölgeler oluşturmaktadır. İlişkilerimizde bu gözle bakarsak araya giren pürüzlerin bizi yansıttığını algılamamız zor olmayacaktır. Kimde rahatsız edici bir yön görürseniz, bilin ki o sizin izdüşümünüzdür.
Aslında kitap sadece sevgi, eş ilişkileri olarak nitelendirmemiz gerek. Sevmek, aşk hayatımızın her anında olmalı. İşimizi Sevgi ve aşk ile yaparsak başarı elde ederiz. Altı çizilecek ve hayatımıza adapte edilecek bir kitap. Severek ve Aşk ile okumanız temennisi ile...
Sevgilerle.