lethe

lethe
@neraidas
• bibliophile •
Evren, yaşamla ölümün aynı madalyonun iki yüzü olduğunu, biri olmadan diğerinin tasavvur edilemeyeceğini öğrenmişti. Rüzgârın kuzeyden estiği nostaljik bir günbatımı sıradında bu hakikate önemli bir madde ekledim: Ölümün aynı zamanda yaşamın deposu olduğunu.
Sayfa 21
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir gece dışarıda yürüyüşe çıkın ve gökyüzünün düzenine bakın: Bir çocuğun oyun odasını görürsünüz. Her şeyi ortalıkta bırakmışım, her şey birbirinin içinde.
Sayfa 9
“Biz insanlar yalnızız, yapayalnızız. Sanki her birimiz yeryüzünde yaşayan tek insanız. Bu öyle bir yalnız insanlık durumu ki…” İşte bunları düşünüyordu, sabahtan akşama dek. Çalışırken olsun, dinlenirken olsun içini boyuna kemirip duran düşünceler bunlardı. Daireye gitmediği günler duyduğu yalnızlık galiba daha da boğucu bir hal alıyor, peşpeşe geçen 43 yılın birikimi sarmallanarak dönüyordu etrafında.
Sayfa 71
Bilirsin, “başa toplana akıllar”, her türlü “hizaya gelmeler”, bütün bu ciddi durumlar çok daha sonra anlaşılır, yaşanmış yıllarının geri dönülmezliği katlanarak çoğalmıştır ve sen daha ne olduğunu anlamadan göğsüne onulmaz hastalığın yaftasını yapıştırılmış bulursun: Büyüdüğünde. O zaman artık çocuk değilsindir, o zaman artık bebeğine sonuna kadar sadık kalamazsın, bebeğinin öyle “kurulduğu” için değil, duygularını, düşüncelerini bütünüyle içinden geldiği gibi dile getirdiğine dair olan inancını sürdüremezsin…
Sayfa 36