İnsan bedeni her zaman kırılgandır. Karmaşık bir sistem üzerine kuruludur ve bu sistem ufacık şeyler yüzünden sık sık bozulur. Dahası, bir kez bozuldu mu, çoğu durumda onarılması zordur.
Ta beşikten mezara dolandırıldığımızı biliyoruz. Yine de yaşamayı sürdürüyoruz. Sen yalnızca inci alıcılarına meydan okumadın, bütün bir yapıya, bütün yaşam biçimine meydan okudun. Senin adına korkuyorum.
Derler ya, insan asla doymak bilmez diye, yüzünü verseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan üstün kılan bir yetenektir bu.
Biz hepimiz bir başkasının acısını, arzusunu, korkusunu, kederini, sevincini yük etmek istemiyoruz. Anlamak, kolay bir insan erdemi değil. Bağışlamak, sevmek, bir başka hayatı paylaşmak…
Kimse kendi cehenneminden başka bir cehennemi sevmiyor. Bir başkasının kalbine dokunacak ne merhametimiz var ne bir gelecek rüyamız. Yeraltı böcekleri gibi yaşamaya başladık. Şu farkla ki biz yaşayanları yiyoruz.