Yaşamın insana verebileceği o önemsiz ya da son derece sıradan nimetler karşılığında ne kadar fazla şeyi alıp götürdüğünü düşünüyordu. Örneğin, kırkına varmadan kürsü edinmek, sıradan bir profesör olmak; cansız, sıkıcı, ağdalı bir dille sıradan ve üstelik başkalarına ait düşünceleri özetlemek; kısaca, vasat bir bilim insanı konumuna erişmek için, Kovrin'in on beş yıl eğitim görmesi, gecesini gündüzüne katarak çalışması, ağır bir psikolojik rahatsızlık
geçirmesi, başarısız bir evlilik yapması ve unutmaktan mutluluk duyacağı envai türde bir sürü aptallığa ve haksızlığa imza atması gerekmişti. Kovrin vasat olduğunu şimdi apaçık görüyor ve bunu seve seve kabulleniyordu, çünkü fikrince, her insan olduğu şeyden memnun olmalıydı.