Oysa her şeyin bir şekli vardır. Karanlık, belki de hayatın bir anında kendinizi maskesiz gördüğünüzde hep olduğu gibi aslında hep kristal berraklığındadır.
Benim babam iki kere öldü. Biri ben çok küçükken, biri az küçükken. Birinde ben görmedim öldüğünü, biri elimden oldu. Benim o yüzden iki babam oldu, ikisi de birbirinden çok farklıydı. Biri dev gibiydi masallarda gezinen, diğeri pire, biri yerinde duramıyordu, diğeri hiç kalkmıyordu yerinden, biri artist gibiydi filmlerde oynayan, diğeri figüran.
Bu çınardan hep korkardım. Meyvesi insan olan ağaçtı bu. Bir tarihte idam edilen birçok devlet büyüğü bu ağacın dallarına asılmış ve kurumuş birer meyve gibi rüzgârla döne döne çürümüşlerdi. O günden bu yana ağacın çevresinde hiç rüzgâr esmezdi. Asitane'nin minare külahı uçuran namlı fırtınalarında bile bu ağacın yanına gidenler, yapraklarının kıpırdamadığını görürlerdi. Öyle durgun, kıpırtısız bir hava olurdu orada. Çünkü kan kokan çınarın yanına yaklaşan rüzgâr bile suspus olur, ağacın enli yaprakları arasına ya da yaşlı gövdesindeki kovuklara saklanırdı. Kaç asırdır burada duran ağaç, fırtınaları, rüzgârları, boranları yutuyordu.