Kelimeler kendilerini hatırla yolcu edecek vefalı bir ağız, gönül hoşluğuyla davet edecek kadirşinas bir kulak bulamadıklarından, ikimizin arasında yaralı hayvanlar gibi canhıraş koşturup duruyorlardı.
Hayat neyse uzun yol odur. Giderken çevrene bak, sabırlı, kim açgözlü, kim kibirli, kim hakkı hukuku rızasıyla gözetiyor anlarsın. Uzun yol sana nerede, ne zaman, ne yapmam gerektiğini öğretir. Uzun yol sana basireti, intizamı, insicamı öğretir. Zamanın kıymetini anlarsın, insan hayatının pamuk ipliğine bağlı olduğunu, hak yiyenin elbet hesabını ödediğini anlarsın. Uzun yol insanı terbiye eder, ıslah eder, günahına kefaret olur. Allah bizi güneş kadar lekesiz, ismi pak Muhammed Ali efendimizin yolundan ayırmasın. Ağzımızdan bir tek haram lokma girmesindense o lokmaya tamah eden canımızı oracıkta alsın.
Yoldaki sesler, hafızamın dağınık odalarında hapsolmuş benzer sesleri çağırıyordu. Kafam eski ve yeni seslerle dolup taşıyordu. Zaman ileri geri gidip geliyordu. Arada kalmıştım; araba sarsıntılarının içinde bir o yana bir bu yana yuvarlanıp duruyordum.
Ya kalıp aklımı kaçıracaktım ya da başımı öne eğip gidecektim. Belki de aklımı çoktan kaçırmıştım da henüz farkında değildim. Son çare gitmeyi denedim. Aklını yitirmiş bir kaçak olarak olacaklarla nasıl baş edebileceğimi düşünmek bile istemiyordum.