“Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var,
Çıkarmaya korktuğum,
Ve,
Hiçbiri ben değilim...
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam benim.
...
Kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme...
Ben çevrendeki
Her erkek ve kadınım...
Maske takan her insanım.”
(Sayfa-113)
“Ceplerinde cümleler saklayamazsın.
Boğazın düğünlerine ya, konuşamazsın.
Sen beni ölsen, unutamazsın.”
Emre Aydın’ın şarkısında geçen bu sözler yaşanmış, emek verilmiş, eksik kalınmış zamanlara ithaf anıları depreştirir. Hangi maske duyguları mimiklerden uzak tutabilir? Bugün, günümüze baktığımda o kadar çok kişisel gelişim, geçmişi affetme, aile terapileri, kişisel terapiler var ki, çocukluğumuza inmek istiyor her biri. Katarsis var mesela; kötü duygulardan arınma programı. İçini bir dök, gevşe diyor sunucu. Sonra ilk soru şu.
Nasıl bir çocuktun?
Nasıl bir eve, ortama doğdun?
O evde nasıl bir anne baba ilişkisi vardı?
Zihnin alıcı olmaya en elverişli zamanlarından ilk dünya izlenimleri nasıl izler bırakmışın cevapları aranıyor. Herkeste hatırlıyor. Güzel anılarda olsa, kötü anılarda olsa gülmekle ağlamak arası bir başlangıç yapıyor her birey. Evdeki ayrıntıları hatırlıyor insan, aklında kareler var silinmeyen.