Gerçekten de cinselliği benliğin geri kalanından ayırmak, kişinin gırtlağını ayrı tutup, “Ses tellerim arkadaşımla konuşmak istiyor.” demesinden daha makul değildir. 
Oysa kişi katıldığı bir partide dinlenmek ya da kaçış yöntemi olarak değil de sadece keyfini çıkarmak için yalnız kalmak istediğini söylerse insanlar onda bir tuhaflık olduğunu, dışlanmışlara özgü bir aura ile dolaştığını ya da bir tür hastalığa yakalandığını düşünürlerdi. Bir kimse zamanının çoğunu yalnız geçiriyorsa insanlar onun başarısız olduğunu düşünme eğilimindelerdir, çünkü akılları, bir insanın yalnız kalmayı seçebileceğini almaz.
Kabul gördüğümüzü hissettiğimiz ilişki ve durumlarda hislerimizi çizmemiz istendiğinde yuvarlak, ruhsal çatışma yaşadığımızda ise köşeli şekiller çizmeye yatkın oluyoruz. Şekiller psikolojisi bunu evrimsel kökenlerle açıklıyor. “Düşman” ya da tehditkar gördüğümüz varlıklar kendilerini korumak için sivri şekillerle evrimleşmiş, sivri şekiller genellikle saldırganlık ifade ediyor. Arının iğnesi, kirpinin veya bitkilerin dikenleri, yırtıcı hayvanların dişleri ya da boynuzları buna örnek. “Sivri” şeylerin dost olmadığını içgüdüsel olarak biliyoruz. Doğada bize “ dost” olanlar ise, yunuslar ya da papatyalar gibi, tamamen yuvarlak şekillere sahipler.
Biri tarafından kabul gördüğümüzü hissettiğimizde onu sıcak, kabul ölçüsüne göre de yumuşak buluruz. Reddedildiğimizi hissettiğimizde hem fiziken hem de duygusal anlamda üşürüz. Bu kişi/ler “duvar” gibidir; bizi dışmaktadır, serttir, soğuktur.