"Asım'ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek, İşte, çiğnetmedi namusunu ;çiğnetmeyecek..." Mehmet Âkif Ersoy 📍Gaziler Şehri
Şiir
"Âsım'ın nesli" diyordum ya, nesilmiş gerçek!
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Çanakkale Şehitlerine
youtu.be/kE-HOu710MY?si=... ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünya’da eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi - Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya - Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde - gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupalı" Dedirir- yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi Varsa gelmiş, açılıp mahpesi, yahud kafesi! Eski Dünya, yeni Dünya, bütün akvam-ı beşer Kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mahşer! Yedi iklimi cihanın duruyor karşında, Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk; Sade bir hadise var ortada: vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela.. Hani tauna da züldür bu rezil istila. Ah, o yirminci asır yok mu, o mahluk-u asil, Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkıyle sefil. Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına, Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına. Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz.. Medeniyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz! Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab, Öyle müthiş ki: eder her biri bir mülkü harab.
Şiir
Çanakkale Şehitlerine
Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünya’da eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi - Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya - Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde - gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupalı" Dedirir- yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi Varsa gelmiş, açılıp mahpesi, yahud kafesi! Eski Dünya, yeni Dünya, bütün akvam-ı beşer Kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mahşer! Yedi iklimi cihanın duruyor karşında, Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk; Sade bir hadise var ortada: vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela.. Hani tauna da züldür bu rezil istila. Ah, o yirminci asır yok mu, o mahluk-u asil, Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkıyle sefil. Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına, Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına. Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz.. Medeniyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz! Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab, Öyle müthiş ki: eder her biri bir mülkü harab. Öteden saikalar parçalıyor afakı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı, Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin, Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Alıntı
"18 mart"
Âsım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek. Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar taşlar… O rükû olmasa dünyada eğilmez başlar. Lekesiz, tertemiz alnından vurulmuş yatıyor; Bir hilâl uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdat inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi… Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? “Gömelim gel seni tarihe.” desem, sığmazsın. Mehmet Âkif Ersoy
Alıntı
Çanakkale geçilmez.!!!
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi, -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! " Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da, Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ! Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl, Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl, Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz. Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb, Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;