Her gün bir diğerinin tekrarıydı evde. Değişik hiçbir şey olmuyordu. Yaşlı insanların onlarla birlikte yaşlanan bütün eşyaları gibi, ben de yaşlanarak geçiriyordum çocukluğumu. Hayat böyle akıp gidecek sanıyordum.
İnsanın affedilmesi imkansız, her şeyi mahveden bir suç işlediği birisine gülümsediği gibi gülümsüyordu ve bu gülümsemeden suçlu olduğunu bildiği belli oluyordu. Artık affedilmek için gösterilen tüm çabaların bittiği yerde başlayan bir gülümseme. Taşlaşmamak için geriye kalan son çare.
İnsan ne yaşayacağını biraz da kendi belirler. Yaşanması gerekeni belirler, yanına çağırır ve bırakmaz. İnsan böyledir. Yaptığının vahim olduğunu ilk andan itibaren bildiği halde yine de yapar. İnsan ve kaderi birbirlerine tutunurlar; birbirlerini çağırır ve şekillendirirler. Kaderin hayatımıza gizlice girdiği doğru değildir. Hayır, bizim açtığımız kapıdan girer ve ondan daha da yaklaşmasını isteriz.