Birgün bir erkek kırlangıç Süleyman peygamberin tapınağının üstünde sevdiği dışı kırlangıça aşkını ilan etmiş. Rastlantı bu ya Süleyman peygamberde o sırada tapınaktaymış. Kırlangıcın sesini işitmiş, kulak kesilmiş. Erkek kırlangıç dişisine şöyle diyormuş; " senin aşkın beni öylesine sardı ki, şu kubbeyi Süleyman'ın üzerine yık desen hiç tereddütsüz yıkardım." Bu sözleri duyan Süleyman aleyhisselam öfkelenmiş, kırlangıcı derhal yanına çağırmış. Ona demiş ki; " açıkla bakalım az önce senden duyduğum o sözler neydi?" Kuş cesurca yanıtlamış soruyu; "ey Süleyman! Beni cezalandırmak için acele etme. Çünkü aşıklar öyle bir dille konuşur ki, o dili ancak deliler anlar. Doğru senin işittiğin o sözlerin hepsini ben söyledim. Doğru bu tapınağı Süleyman peygamberin başına yıkarım dedim. Ama ben o kuşa aşığım, aşıkların yolu, kanunu, ahlakı yoktur. Onların tek kanunu vardır; aşk, onların tek yolu vardır; aşk! Onlar sadece aşkın diliyle konuşurlar. İlim ve aklın dili, aşkın bu renkli dilinin yanında sönmüş bir ateş gibi cansız kalır." İşte böyle demiş kırlangıç Süleyman'a ve Süleyman peygamberde bağışlamış onu. Çünkü aşkta kötülük artık kötülük değil. İyilikse artık iyilik değildir. Bir tek hakikat kalmıştır ortalıkta; mucizeleri gerçek kılacak mutlak aşk!
Oysa bütün mahlukat sabrın ipliği ile bağlıdır birbirine. Dünya sabırla döner. Çünkü güneşin de, ayında zamana ihtiyacı vardır. Sabırlı ol. Büyük sırlara ermek için sabır denizinde yüzmeyi öğrenmen lazım. Çünkü sırlar, sabır denizi'nin dibinde saklıdır.
Uyum güzelliktir. Uyum, suyun özelliğidir. Su sabrın simgesi, istiridyenin yurdudur. Su olmasaydı İnci de olmazdı. Sabırlı ol ki istiridye gibi inciler yapasın.