*Neden yazı yazıyorum çünkü...* _18-06-2026_ Yazmak insanın kendini keşfetmesidir. Yazdıkça insanın farkındalığı artıyor. İnsan yazdıkça anlamlandırıyor bazı şeyleri. Yazmak ruha iyi gelen bir terapi gibi aslında. Kelime döküldükçe satırlara senden bir şeyler taşıyor, kağıtta tamamlanıyor kelimeler cümleler olarak. Yazmak kağıda iz bırakmak, zamana nokta vurup durdurmak aslında. O anda yazdığın kelimeyi o zamana özgü ve yeniden aynı şekilde yazsan dahi o zamanda değildir, kalemin kalemle yol alır seninle birlikte zamanı paylaşır duygularını yaşatır senin can yoldaşın olur. Sen nereye gitsen kaleminde seninle birlikte oraya gider. Seni takip eden başka ne olabilir ki. Bu kadar vefalı olup yazdığını inkar etmeyin. Söylediklerini, yalanlamayan başka ne olabilir ki... Yazmak geçmişe bir not bırakmak, geleceğe bir meşale tutmaktır aslında. Yazmak nesilden nesile aktarılacak pek çok sözlü mirasın kalıcı olmasının sağlayıcısıdır. Yazmak üretmenin bir nişanesidir. Bir kelimeden herkesin kurduğu cümle paragraf aynı olmayacağı gibi yazmakta kişinin nevi şahsına ait bir sürecidir. İnsanın biricik olduğunun benzersizliğinin gösteren yegane eylemlerden birisidir. Zira yaratıcımız Allah bize oku ayetiyle okumak için yazılı bir metin olmalı gerektiğini çok güzel ifade ediyor. Rabbimiz bize kalemini bize yazıyla ulaştırıyor ve onunla koruma altına alıyor. Yüce sözlerini adeta mühürlüyor o satırlara mucizelerini. Nesrin Yılmaz
Maarif'in Yeni Tercümesi ve Editörlük Çalışmaları
Metinsel Restorasyon ve İrfani Dilin Yeniden İnşası: Seyyid Burhâneddîn’in Ma‘ârif Tercümeleri Üzerine Metodolojik ve Eleştirel Bir Mukayese Bu makalede, tasavvuf tarihinin en cezbeli ve aforizmatik metinlerinden biri olan Seyyid Burhâneddîn Muhakkik-i Tirmizî’ye ait Ma‘ârif’in iki farklı Türkçe tercümesi; dönemsel dil politikaları, terminolojik sadakat, nazım estetiği, metin tenkidi metodolojisi ve dramatik anlatı teknikleri açısından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Abdülbâki Gölpınarlı tarafından 20. yüzyılın ortalarında üretilen öncü nitelikteki literal çeviri ile yeni neşre hazırlanan tercüme metinleri; ontolojik, hermeneutik ve lirik katmanları aktarma kabiliyetleri açısından masaya yatırılmıştır. Çalışma, bir klasik metnin yeniden çeviri süreçlerinde uğradığı semantik dönüşümü ve kayıp-kazanım dengesini kuramsal bir zeminde temellendirmeyi amaçlamaktadır. 1. Yeniden Çeviri Paradigması ve İki Ufuk Klasik Türk-İslam düşüncesinin irfani metinlerini modern bir dille yeniden buluşturmak, yalnızca bir lügat eşleştirmesi değil, metnin doğduğu batıni uzamın sentaktik (sözdizimsel) ve kavramsal olarak yeniden inşasıdır. Seyyid Burhâneddîn'in Ma'ârif'i; parça parça coşkulu yapısı, manzum geçişleri, sembolik hicivleri ve yoğun ayet atıflarıyla mütercim için çetin bir filolojik sınava dönüşmektedir. Abdülbâki Gölpınarlı çevirisi, metni Türkçe okura ilk kez sunan tarihsel bir kutup çalışma olmakla birlikte, dönemin egemen dil politikalarının getirdiği "Öztürkçeleştirme" ve rasyonalizasyon refleksi nedeniyle tasavvufi ıstılahların dikey metafizik anlam alanını yer yer düzleştirmiştir. Yeni çeviri paradigması ise Gölpınarlı’nın filolojik mirasını bir basamak olarak kullanıp metne teknik terminolojisini, manzum musikisini, metaforik canlılığını ve anlatısal tansiyonunu
Edebiyat
Reklam
BAZEN SEÇİM YAPARSIN HAYATTA VEDE BU SEÇİMİN SONUCUNDA NEYİ SEÇERSEN SEÇ KAZANAN SEN OLMAZSIN. Nesrin Yılmaz08.06.2014 pazar 23.14
HAYATTA BAZI ŞEYLER YARIM KALMALIDIR BENCE ÇÜNKÜ YARIM KALDIĞI SÜRECE BAZI ŞEYLER ANLAMLIDIR. Nesrin Yılmaz 05.06.2014 01.53 perşembe
YIKMA GÖNÜL KAPIMI YIKMA YIKMA GÖNÜL KAPIMI YIKMA ENKAZ ALTINDA BIRAKMA BENİ BIRAKMA SİNEMİ DELEN OKU ATTIN DA BENİ YARALI BIRAKMA, BENİ BIRAKMA YIKMA GÖNÜL KAPIMI YIKMA SORMA NEDEN BU DİYE SORMA BENİ YAKAN ATEŞİN KORUNU DA KİME DİYE SORMA BANA SORMA YIKMA GÖNÜL KAPIMI YIKMA EYLEME BENİ VİRAN GURBET ELDE ÖZLEMİM KİMEDİR DİYE SORMA BANA SORMA BANA SORMA GİTSİN. Nesrin Yılmaz 1.06.2014 PAZAR 23.06
Sokaklardaki garip akımı Avucunun içinde tuttu, yumuşacıktı. Tersini çevirdi. Düğümleri saymak ister gibi elini gezdirdi."  "Sayamazsın dedi, "Ancak dokuyan bilir bir parmaklık mesafeye kaç düğüm sığdırdığını." Zehicanv@Havinbaran· Nar Ağacı Nazan Bekiroğlu Orhan Veli kalemi usta bir marangoz gibi kulağının arkasına koydu bak dedi Melih Cevdete şu işportacının yüzündeki gülümsemeye işportacı rıdvan tüm gücü ile bağırıyordu ver parayı gör Ankarayı diyerek haydarpaşa garının önünde kart karıyordu bir dilim ekmek nelere kadirdi kimi maraton koşucusu gibi zabıtadan kaçıyor derken zabıta çelebi düdüğe öyle bir asıldıki bir dilim ekmek için boğazı düğüm düğüm olan martılar kargalar kaçmaya başladı işportacı rıdvan kaçın ula hödükler martavallar bey ablalar koca abiler diyerek koşmaya başladı ancak zabıta irfan uzun mesafede daha hızlı koşmayı başararak boğazı düğümlenen işportacı rıdvana bileziği takmayı başarmıştı ne büyük başarı Melih Cevdet şiirine bir konu bulmuştu dergide kötü hissettiği zaman kargalar bile göç ediyordu orhan veli işte dedi oktay rıfata aradığımız şiir dili bu sokaktaki adamın en yalın en çıplak halini şiirimize taşıyacağız orhan veli sordu acaba bu insan arkadaşlar huzurun olmadığı sokaklarında kargaların bile yiyecek bulamadığı bir memlekette nasıl yaşayıp var oluyorlar onu melih cevdet cevapladı ekmeğin değerini onu kazanan değil bir dilim ekmek için mücadele eden hapsi göze alıp içerde yatana sormalı garip akımı 3 garip kalem 3 garip şair Kendisine yardım edilemeyen birinin yardıma ihtiyacı da yok demektir. Yaşamaktan sıkıldıysa kimsenin onu engellemeye hakkı olamaz." Kapı Magda Szabo H. Yavuz H. Yavuz Dergi hazırlıklarına son sürat devam eden orhan veli yeni şiir eski sanatın kaybettiği okur kitlesini kazanmaya ve geniş başarı zevki üzerine
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam