Akademinin kendi içindeki o hantal, dünyadan kopuk ve değişime direnen bürokratik yapısı zaten ortada. Evet, sıkışıp kalmış, statükoyu korumaktan başka işi olmayan bir ton gereksiz süreç var. Ama bu hantallığı eleştirmek başka, yapılan işin kendisine 'boş laf salatası' veya 'bomboş konu' muamelesi yapmak bambaşka. Sizin 'evire çevire anlatmak' dediğiniz şey, aslında bir fikri, bir kavramı tartışırken hata yapmamak, onun sınırlarını net çizmek için mecbur kalınan teknik bir şeydir. Felsefede ya da sosyal bilimlerde bir şeyi '3 cümlede söyleyip geçmek' bilgiyi basitleştirmek değil, onu yüzeyselleştirmektir. Bugün dışarıdan bakıp 'bomboş konu, ne işe yarayacak' denilen teorik ve kavramsal tartışmalar, aslında düşüncenin temelini oluşturur. Sosyal medyadaki gibi herkesin aklına eseni kontrolsüzce satamadığı o alanda, kullanılan o 'kalıplar' ve detaylar, laf salatası değil; fikrin saçmalamasını engelleyen birer süzgeç oluyor.