Eğer dil temiz ve kesin tutulmazsa, ne net düşünebiliriz ne de doğruyu söyleyebiliriz... George Orwell (Politics and the English Language, 1946)
Düşünce
Yazmayı unutmuşum 43 günde bitirdiğim bir kitap olması kitabın beni hayal kırıklığına uğrattını net bir şekilde gösteriyor.

Hatice Bağcı

@Miskingirl
·
SONUNDA BİTTİ
Ortalamasını düşürmemek için puan vermek istemedim ama nasıl bu kadar sevildiğini de anlamadım açıkçası. Fikir çok güzel ama edebi kısmı o kadar yetersiz ki. Aynı ifadeler sayfalarca yazılmış. Cümleler çok düz. Üslup konusunda zayıf buldum. İlk kervan kısımlarında sıkıldım sonradan açılır diyordum ama sonrasına da dayanamadım çok.Okurken sıkıldım kısacası. Birkaç yerde de doğruluğundan şüphe ettiğim yerler oldu ama bibliyografinin doluluğundan ağzımı kapattım.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İçinde “her şeye ve herkese” rağmen diye başladığı cümlelerin gücü vardı. Her şeye ve herkese rağmen.Ne kadar açık ve net değil mi? İnsan, hakikatin yüzüne bakmamak için gözlerini kaçırabilir; ama gerçek, değişmeden orada durmaya devam eder. “Tıpkı cesaretin, en çok da vazgeçmek üzereyken kendini göstermesi gibi.”
Akademinin kendi içindeki o hantal, dünyadan kopuk ve değişime direnen bürokratik yapısı zaten ortada. Evet, sıkışıp kalmış, statükoyu korumaktan başka işi olmayan bir ton gereksiz süreç var. ​Ama bu hantallığı eleştirmek başka, yapılan işin kendisine 'boş laf salatası' veya 'bomboş konu' muamelesi yapmak bambaşka. ​Sizin 'evire çevire anlatmak' dediğiniz şey, aslında bir fikri, bir kavramı tartışırken hata yapmamak, onun sınırlarını net çizmek için mecbur kalınan teknik bir şeydir. Felsefede ya da sosyal bilimlerde bir şeyi '3 cümlede söyleyip geçmek' bilgiyi basitleştirmek değil, onu yüzeyselleştirmektir. Bugün dışarıdan bakıp 'bomboş konu, ne işe yarayacak' denilen teorik ve kavramsal tartışmalar, aslında düşüncenin temelini oluşturur. Sosyal medyadaki gibi herkesin aklına eseni kontrolsüzce satamadığı o alanda, kullanılan o 'kalıplar' ve detaylar, laf salatası değil; fikrin saçmalamasını engelleyen birer süzgeç oluyor.

Fatma Şahin

@andelibce
·
akademi dünyası öyle bi yer ki, bomboş bi konuyu sırf belli bir kalıba uyarak anlatıyor ve iyi görünen biri diye harika bir iş çıkarmış gibi tepki verebiliyorlar. halbuki toplasan 3 cümlede anlatılacak şey evire çevire 30 dakika boyunca anlatılıyor. insanlar da boşa harcadığı zamanını anlamadan hayranlıkla dinliyor. üzücü mü komik mi bilmiyorum.
Üslup kötü ise hiçbir mevzu dikkatimi çekmiyor. En net çizgi, üslup..
1000Kitap
Ivan - Zosima Çatışması
İvan rasyonel bir bireycidir. "Ben o çocuğu dövmedim, ben kimseye zulmetmedim. Neden başkasının günahının olduğu bir sistemin faturasını ben ödeyecekmişim? Kendi biletimi alıp bu saçma tiyatrodan çıkıyorum." der. İvan'ın adaleti, sınırları çok net çizilmiş bir Kişisel Ceza Hukuku'dur. Suçun şahsiliği ilkesini savunur. Zosima: "Herkes, herkese karşı, her şeyden sorumludur." Bir yerlerde bir cinayet işleniyorsa, birileri kancıklık yapıyorsa, sen de suçlusun. Çünkü eğer sen yeterince aydınlık olsaydın, etrafına yeterince sevgi ve doğru örnek yayabilseydin, belki o karanlık adam o suçu işlemeyecekti. Senin eksikliğin, onun suçuna zemin hazırladı. Ben burada Zosima gibi düşünüyorum. Olanın olmayana bilenin bilmeyene borcu vardır. Zümer Suresi 9. ayet: Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Komşusu açken tok yatan bizden değildir düşüncesi. yani illaki kişi maddi anlamda açlık çekiyor olamaz ki her zaman kimisi özgürlüğe kimisi adalete sevgiye ilgiye anne babaya akla gelebilecek türlü manevi gıdalara da aç olabilir. ve bu konularda tok olanlar, aç olanların taleplerine cevap vermek zorunda. Zosimaya katılıyorum bu noktada. Ivan, olaylara 3. kattan bakıyorsa Zosima 30. kattan bakıyor ve haklı olan da Zosima
Duygu ve Düşünce