Kitabın ele aldığı sorular şunlar: İnsan olarak dünyada varolmaya devam etmeli miyiz? Edeceksek neden, etmememiz gerekiyorsa neden? Kitap, varoluşu, “olması gereken bir şey” olarak değil, çoğu zaman “olması gerekmeyen ama yine de olan” bir süreç olarak ele alıyor. Başlıkta yer alan çift parantezli ifade (varolma-varolmama), metnin temel gerilimini ele veriyor: yaşamın kendisi sabit bir anlam taşımaz; anlam, sonradan ve kırılgan biçimde kurulur. May, varoluşu romantize etmeden ele almış. “Hayatın bir anlamı vardır” gibi iddiaları doğrudan kabul etmiyor; bunun yerine, anlamın çoğu zaman sonradan inşa edilen, kırılgan ve bağlama bağımlı bir yapı olduğunu savunuyor. Bu yaklaşım, özellikle modern bireyin “kendini gerçekleştirme” baskısı altında yaşadığı gerilimi görünür kılıyor. Yani metin, motive edici bir yaşam felsefesi sunmaktan çok, bu beklentinin kendisini sorguluyor. Bazı bölümlerde felsefi argümanlar oldukça net ilerlerken, bazı yerlerde aynı fikirler farklı kavramlarla tekrar ediliyor ve bu da metnin ritmini düşürebiliyor. Okur, yer yer bir sistematik analizden çok, düşünsel bir tekrar döngüsünde ilerliyormuş hissine kapılabilir.
Metin genel olarak, büyük iddialar kurmaktan kaçınan ama varoluşun sıradanlığını da hafife almayan bir çizgide duruyor. Okurdan beklediği şey, hazır cevaplar değil; kavramlarla birlikte düşünmeyi sürdürebilme kapasitesi.