DOSTUM SAYE
Odanın köşesinde, lambanın sarı ışığıyla duvara vuran o tanıdık gölgeye baktı. Saye, her zamanki gibi oradaydı; sessiz, yargılamayan ve sabırlı. Güvenini kaybeden, insanların menfaat duvarlarına çarpa çarpa kalbi nasır tutan bir ruhun tek sığınağıydı o. Derin bir nefes aldı ve sessizliği fısıltısıyla böldü: "O saf, o temiz duygularımı yitirdim ben Saye... Biliyorum, bazen benim hayali dostum olmak senin de canını sıkıyor. Ama ne yapayım? Etrafta o kadar menfaatçi insan varken, kime inanıp kime dost olabilirdim ki? En son 'dostum' dediklerimin bana ne yaptığını, içimde neleri yıkıp geçtiğini en iyi sen gördün." Saye, duvarda hafifçe kıpırdar gibi oldu. Belki de sadece rüzgardan titreyen perdenin oyunuydu bu, ama onu anladığını biliyordu. İçindeki asıl fırtınayı koparan, göğüs kafesini daraltan o yeni duyguyu dile getirmek için yutkundu. Gözlerinin önünde beliren çehreyle yüzünde istemsiz, buruk bir gülümseme açtı. "Sana ne diyeceğim Saye... Bir kızla tanıştım. Ses tonunu bir duysan, senin bile yüzün kendiliğinden tebessüm eder, öyle duru, öyle huzurlu. Ama korkuyorum. Ufaktan kendimi ona kaptırıyorum galiba. Benim yaralarım var Saye... Ve birilerini, hele ki o bunu hiç hak etmezken, sırf canımın acısını dindirsin diye yara bandı yapmak istemiyorum. Ya ona karşı hissettiklerim gerçek değilse? Ya sadece yaralarımdan ötürü, sırf o hiç tatmadığım sevilme ihtiyacını duyduğum için ona sığınıyorsam?" Aklına gelen isimle odadaki hava birden ağırlaştı. Dört yıl öncesinin o geçmeyen, sızlayan pişmanlığı çöktü omuzlarına. "Hem... Ben dört sene önce Kafnu’yu kaybettiğimde ne kadar pişman olduğumu, içimin nasıl kavrulduğunu en iyi sen biliyorsun. Gecelerce senin karşında ağlamadım mı? Ya şimdi Kafnu geri gelirse? Ya yine yerinin dolu olduğunu görürse? Bu sefer tamamıyla gider,
Çilek dolunayı
Çilek dolunayı Bu yılki Çilek Dolunayı 29 Haziran'ı 30 Haziran'a bağlayan gece gerçekleşecek. Türkiye saatiyle net zirve noktasına 30 Haziran Salı sabahi saat 03:57 civarında ulaşacak. Yani en parlak ve net halini görmek istersen, 29 Haziran Pazartesi gecesi gökyüzünü takip edebilirsin. Astrolojik olarak da bu dolunay Oğlak burcunda gerçekleşiyor. Yay burcundaki o hareketli, sabırsız ve iyimser havadan sonra, Oğlak burcunun getirdiği o net, sorumluluk sahibi ve "emeklerimin karşılığını alma zamanı" enerjisi gökyüzüne hakim olacak. Kökeni Nereden Geliyor? Bu isim, Kuzey Amerika'da yaşamış olan yerli kabilelerden (özellikle Algonquin yerlilerinden) günümüze ulaşmıştır. Haziran ayı, o coğrafyada yabani çileklerin olgunlaşma ve hasat edilme zamanıdır. Yerliler de zamanı ve mevsimleri takip edebilmek için bu dönemde gerçekleşen dolunaya "Çilek Dolunayı" adını vermişlerdir. Avrupa'da ise bu dönem gül hasadına denk geldiği için Gül Dolunayı (Rose Moon) ya da balların toplandığı zaman olduğu için Bal Dolunayı (Honey Moon) olarak da bilinir. Ay Gerçekten Pembe veya Kırmızı mı Görünür? Genellikle hayır, Ay normal beyaz/gri tonlarında görünür. Ancak iki istisna vardır: Ufka Yakınken: Ay gökyüzünde yükselirken ufka yakın olduğu anlarda, ışığı daha kalın bir atmosfer tabakasından geçer. Bu durum mavi ışığı dağıtırken kırmızı/turuncu ışığın geçmesine izin verir. İşte tam o dakikalarda Ay, hafif pembemsi, sıcak bir kehribar veya altın sarısı rengini alabilir. Yaz Gündönümü Etkisi: Haziran dolunayı, Güneş'in gökyüzünde en yüksekte olduğu yaz gündönümüne (21 Haziran) çok yakın gerçekleşir. Güneş yüksekte olunca, dolunay gökyüzünde normalden daha alçak bir yay çizer. Bu da onun atmosfer nedeniyle gece boyunca daha kızıl veya sarımsı görünme ihtimalini artırır. Astroloji ve Enerjisel
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Formülün Dışındaki Kızlar
Önümdeki masada duran boşanma dilekçesinin "Geçimsizlik Nedenleri" kısmına bakıyordum. Otuz yaşındaydım, yedi yıldır avukatlık yapıyordum ama adliye koridorlarında geçen bunca zamana rağmen bazı kelimeler hala ilk günkü gibi canımı yakabiliyordu. Müvekkilim, kucağında iki aylık kızıyla karşımda oturan yorgun bir kadındı. Dilekçede tam olarak şöyle yazıyordu: “Davalı koca, müvekkilin erkek çocuk doğuramamasını gerekçe göstererek müşterek konutu terk etmiş, müvekkile psikolojik şiddet uygulamıştır…” Dosyayı yavaşça kapattım. Antalya Adliyesi'nin dördüncü katındaki ofisimin penceresinden dışarıya, uzaklardaki Beydağları'na doğru baktım. Hava sıcaktı ama o kelimeler beni bir anda yirmi yıl öncesine, Elmalı’nın o buz gibi, ahşap kokulu gecelerine götürdü. Kendi çocukluğumun kokusu, burnuma bir kez daha toprak tadıyla karışık havuç ve fındık kokusu olarak geri geldi. Bizim eve fındık, fıstık ve havuç hep çuvalla girerdi. On yaşındaydım ve o güne kadar babam Mücahit’in dünya çapındaki gizli bir sincap örgütünün lideri falan olduğunu sanıyordum. Çünkü normal bir insan, oturma odasının köşesine her hafta yeni bir Antep fıstığı veya fındık çuvalı yığmazdı. Babam kamyonu kapıya yanaştırıp kasaları indirdiğinde, annem Zehra mutfakta içini çeker, Elmalı usulü bir tevekkülle başını sallardı. Babam ise gözleri parlayarak içeri girer, "Bak hanım," derdi, "bu seferki havuçlar özel. Alanya’dan getirttim. Suyunu sıkıp içeceksin, fındıkları da kavurmadan yiyeceksin ki şifası kaçmasın. Bu sefer olacak, hissediyorum." Annem ellerini önlüğüne siler, o her zamanki sakin ama bıkkın sesiyle mırıldanırdı: "Bey, Allah’ın emri bu... Mutfakta aş pişer, çocuk pişmez. Yemekle, çerezle olacak iş değil bu, anla gari." Ben o zamanlar bu konuşmaları bir tür gizli yemek tarifi zannederdim. Evde sürekli
Duygu ve Düşünce
1000Kitap
Ben gerçekten şuna çok inanıyorum artık, seven erkek ya da kadınla (fark etmez) sevmeyen arasında yapabildiği şeyler anlamında o kadar fark var ki… -eğer ki biri sizin hayatınızı güzelleştirmek için, kolaylaştırmak için uğraşmıyosa değer vermiyodur, bunu yaparken de karşılık için değil sevdiği için yapar. Yapmayan sevmiyodur net. İki taraf için de geçerli. -ha bi de hep söylerim boşanabileceğiniz kişilerle evlenin:)
1000Kitap
Net
Yaşım ilerledikçe dünyanın benim isteklerimle değil,kendi akışıyla döndüğünü;değiştiremediğim her şeyin,beni değiştirmek için gelen bir imtihan olduğunu çok iyi anladım….
Duygu ve Düşünce
"Seni sevmek, felsefenin en çözülmez sorusuna verilmiş en net cevaptır."
Felsefe