Seksen bir sahiden de ileri bir yaş, insanı şaşırtacak kadar hem de. Düşündükçe ben de şaşırıyorum. Kendimi hiç yaşlı hissetmiyorum. Ne ara seksen bir oldum diye her defasında düşünüyorum. Sınıfımda, yaz kampındaki beyzbol takımında, tenis takımında hep en küçük çocuk bendim. Şimdi ise gittiğim her yerin... restoranlar, filmler, konferanslar... en yaşlısıyım. Buna bir türlü alışamıyorum.
"Tüm yaşamımı çalışarak ve ihtiyaç duyduğumdan daha fazla para kazanarak geçirmenin ne kadar anlamsız olduğunu düşünüyorum. Şu an yeterince şeye sahibim ama hız kesmeden devam ediyorum. Tıpkı James gibi. Bugüne kadarki yaşam tarzımı düşünmek beni üzüyor. Daha iyi bir eş ve baba olabilirdim. Neyse ki hâlâ vakit var."
Gözünü açıp kapıyorsun ve bir bakıyorsun ki hayat bitmiş. İşte bu kadar. Saklanacak yer yok. Güvenlik diye bir şey yok. Geçicilik... yaşam geçici... Bunu biliyordum zaten... Herkes bilmez mi? Ama üstüne pek düşünmemiştim...