Dean Koontz’un Göz Ucuyla romanı, yalnızca bir gerilim hikâyesi değil; birbirinden kopuk görünen hayatların derin bir kurguyla nasıl iç içe geçebileceğini gösteren, ince ince işlenmiş bir insan haritası. Kitap boyunca birçok farklı karakterin iç dünyalarına usulca sokuluyoruz; kimine içimiz ısınıyor, kimineyse ürkerek ama anlamaya çalışarak yaklaşıyoruz. Sayfalar ilerledikçe bu karakterlerin görünmez bağlarını keşfetmek, bir yapbozun parçalarının yerine oturmasını izlemek gibi tatmin edici bir his bırakıyor. Ana karakterlerden olan Barty ve Angel gibi karakterlerin birbirine doğru yavaşça yaklaşmasıysa, romandaki umut duygusunun belkemiğini oluşturuyor.
Junior, bana göre kitabın en çarpıcı ve ilginç karakterlerinden biri. Onun korkutucu ama aynı zamanda anlaşılabilir olan düşünce yapısı, anormal ama aynı zamanda ne kadar kötü olursa olsun bazı noktalarda sempati duyulabilir olan iç dünyası, yazarın karakter inşasındaki ustalığını bize apaçık gösteriyor.
Kitap neredeyse bin sayfa ama hiçbir bölüm fazlalık hissi yaratmıyor. Koontz’un kurduğu dünya o kadar gerçekçi ki, fantastik öğeler bile bize makul geliyor; sanki yaşanabilir, hatta tanıdık bir ihtimal gibi. Bu da okuru hikâyeden koparmıyor, aksine içine çekiyor. Göz Ucuyla, insan zihninin hem karanlık hem aydınlık odalarına saygıyla bakan, derin ama bir o kadar da akıcı bir anlatı.
Keyifli okumalar dilerim :)