Ya Tanrı'dan o kadar eminiz ki yokluğunu fark edemiyoruz ya da o kadar körüz ki O'nu göremiyoruz.
Biraz yürekli olup kendimize itiraf etmemiz gereken şeyler var. Şayet biz her ânımızı Tanrı yokmuşcasına yaşıyorsak, onun varlığının ne manası var? Onun varlığının sözel ve fiiliyattaki taşıyıcıları insan değil midir ki?Tanrı'nın varlığının teminatı insan zihni ve kalbi değil mi? Rilke gerçekten haklı mı, Tanrı için kaygılanmalı mıyız?
Bahsettiğim herhangi bir semavî dinin Tanrısı olmaktan ziyade bir yoktan var-edici, bir başlatıcı, bir ilk neden.
Tanrı bizimle konuşmuyor, evet, ama konuşsa da dinler miydik ki?