Nur Banu

Nur Banu
@nevisende
Okuryazar
Metro Kitapları -1-
Puan vermedi·72 syf.··
2021 6. kitabı
Aile, yara bıraktığın ve de yaralandığın bir kurum. O yaraları idrak edemediğin yaşlardan kalan güzel hatıraların silik izleri vasıtasıyla bağlandığın aile üyeleri ile tesis ettiğin bağ ise hem seni boğan hem de yolunu kaybettiğinde yoluna döndüren bir ip gibi. İşte bu gerçeği olduğu sadeliği ile anlatan bir kitap bu. Kitap da dediği gibi “her biri yüreğine sıkı sıkı sarılmış ama koparılması gereken bu bağlar” (s.59) ya hayatı ıskalamamıza sebep oluyor ya da hayata katılmamaza yardımcı oluyor. Yazarın Nazi kampında ölmüş olduğu gerçeğinin de bende bıraktığı buruklukla, çoğunluğun ya kulak tıkadığı ya da romantize ettiği bu tür bağları, kısa yaşamında bu denli apaçık anlatabilmesi karşısında duyduğum hayranlığı bir de burada tekrar etmek istedim. "Çocuklar... Onlar için tüm yapılanlar, onlara verilenler ve karşılığında bir gün, ölmekteyken, yanımızda olacakları ümidi; bizim gibi, bizim gibi..." (s. 46)
Aile BağlarıIrene Némirovsky · Can Yayınları · 2020248 okunma
Reklam
10/10
·128 syf.··
2020 17. kitabı
Aralarında sessiz bir savaşın hüküm sürdüğü anneler ile kızları arasındaki sarsılsa da kopmayan o bağ ve evlat olmanın, iradi olarak üstlenilmese bile iç(güdü?)sel olarak kişiyi koşullayan, o yükü. Bu bağ ve bu yükü taşıyanlar için başka, geri kalanlar için başka manalar taşıyan bir kitap benim nezdimde Sessiz Ölüm. Ebeveyni, özellikle seninle aynı cinsiyeti (sex ya da gender) taşıyan ebeveyni, ana-baba kimliğinden sıyırarak bir dişi/eril, bir arzulayan ve arzulanan, bir geçmişi olan özne olarak görmek her zaman kolay başarılmıyor. İnsan bunu bir kere başardığında da, artık, söz konusu o ebeveynin baskın ebeveyn kimliği flulaşmaya başlıyor. Anası-babası hayatta olduğu sürece flulaşan o ebeveyn kimliğiyle mücadele ediyor çocuk ya da uyum içerisinde yaşıyor, ancak o silikleşen analık-babalık ebeveynin ölüme yaklaşmasıya yeniden kaskatı bir biçimde diriliyor evladın önüne. Bu yönüyle bu kitap, aynı durumda kaldığımda zihnimin sürprizbozanı gibi. Bundan dolayı hissederek ve dikkatle okudum kitabı. Benim için bu eser, Simone de Beauvoir'un kişisel deneyimini aktardığı edebi bir yazın olmanın ötesinde belki ileride kalbe çökecek o silik siyahlığı kaldıracak, yeniden beliren kaskatı anne kimliğini nasıl karşılacağıma yardımcı olacak bir başucu rehberiydi. Ayrıca Bilge Karasu çevirisi, her an kendini hissettirdiği için de ayrıca etkili, ayrıca değerliydi. Diyecek çok söz, incelenecek çok yön olabilir ama ben tek bir alıntıyla gelecekteki kendime not düşmek istiyorum: "Din, anneme ne verebilirdi ki? Ölümden sonra başarı kazanmak umudu bana ne verebilir ki? Yaşama sıkı sıkı sarılmışsanız, sizce ister gökyüzünde ister yeryüzünde olsun, ölümsüzlük ölümün acısını size unutturamaz, sizi avutamaz" s. 109.
Sessiz Bir ÖlümSimone de Beauvoir · İmge Kitabevi Yayınları · 2019900 okunma
Lovecraft'ı Yakmalı mı?*
Puan vermedi·360 syf.··
2020 10. kitabı
Bu kitabın adını duyma serüvenim Metallica'nın ben on beşlerimdeyken duyduğum enstrümantal bir parçasına dayanır. Okuma isteğim ise son birkaç yıldır yöneldiğim fantastik, bilim-kurgu, korku edebiyatı okumalarına. Ancak benim burada bu kitap için düşeceğim not, oyunlar ve diğer yazınlardaki etkisini ya da kitabın hikayelerinin konusunu içermeyecek. Çünkü yarattığı anlatı, evren ve imgeler ve bunların etkisi ile niteliği ilgilisinin malumu olmalı. Benim kitap hakkında değinmek istediğim nokta yazarın bu ve diğer kitaplarında kendini içten içe kendini hissettiren ırkçılığı. Anakronik bir pencereden yaklaşmayacağım ırkçılığa. Bugün *neyse ki* sonunda ana akım olmuş anti-ırkçı söylemlerin ve kabullerin ışığında yargılamayacağım kitabı. İddiam 19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başındaki bir entelektüelin *üstün beyaz ırk* fikirlerinin korku içerikli yazılarının satır aralarında zorlanmadan bulunabildiği. "We Can’t Ignore H.P. Lovecraft’s White Supremacy" adlı yazıda Lovecraft için benim de hak verdiğim bir yorumda bulunulmuş: "O, hem kendi zamanının bir ürünü/adamı hem de *Batı'nın Düşüşü* ile ilgili spesifik tarihsel korkuların anlatıcısıydı." Bu yazının altındaki yorumlarda hala aktif tartışmalar yürütülmekte. Ben de bu konudaki fikirlerinizi bilmek ve tartışmak isterim. Link: lithub.com/we-cant-ignore-...
Cthulhu'nun ÇağrısıH. P. Lovecraft · İthaki Yayınları · 20182,663 okunma
Romeo ve Juliet Bize Varlık Hakkında Bir Şeyler Söylüyor Olabilir Mi?
Puan vermedi·133 syf.··
2019 17. kitabı
Bu soru belki zoraki bir çıkarım yapma isteğinin ürünü olabilir. Lakin felsefe öğreniminin ardından gözüme çarpan birkaç detay, klişe hatta arabesk sayılabilecek bir hikayenin derinliğine dair ipuçları veriyor olabilir. Şıpsevdi Romeo'nun ve yılgın Juliet'in aşklarını anlatan cümleler arasında dönemin varlığa bakışını ifşa eden şeyler gizli durmakta. Bunlardan en aşikarını kendime örnek olarak seçtim: Adın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile Kokmaz mı aynı güzellikte? Romeo'nun da adı Romeo olmasaydı, Kusursuzluğundan hiçbir şey kaybolmazdı. Romeo, bırak, at bu adı! Senin parçan olmayan Bu ada karşılık al bütün varlığımı. (s.39) Derin bir ontolojik tartışmaya girmeksizin ad ile varlık-varolan-mevcud arasındaki ilişkinin varlık ve dil felsefesinde sıklıkla karşımıza çıkan sorunlardan biri olduğunu söylemek mümkündür. Adın nitelediği şey ile nitelenen şey arasından zorunlu olmayan* ilişki yani bizim sarı dediğimiz şey ile bu şekilde nitelenenin aynı olmamasının imkanı, varlık hakkında birtakım şüpheleri de beraberinde getirir. Bir başka vechesiyle de adı taşıyan nesne/varlık, ada gelmeden önce de varolabilmektir. Alıntıdan anlaşılacağı gibi, gülün kokusu, ona gül demesek bile onun ayırt edici özelliği olacağından, aslında adlar sadece bir ek gibi durmaktadır. Sadece seslerden ibaret olan birer niteleyicidir adlar, varlığın bir parçası ya da kendisi değillerdir. Klasik felsefede tümeller problemi/külliler sorunu olarak bilinen adların da tıpkı nesneler gibi birer varlığa sahip olduğunu düşünenlere yani realistlere (Romeonun varlığı olduğu kadar Romeo isminin ve Romeoluğun da bir tür varlığı vardır) karşılık, adların sadece ağızdan çıkan birtakım sesler olduğunu belirten nominalistlerin tartışması uzun yıllar sürmüştür. Romeo ve Juliet'in bu tartışmada durduğu
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,7bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2019 7. kitabı
·
132 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2019 22:16
Kendi neslimin birçok üyesi gibi Yüzüklerin Efendisi ve ardından Tolkien ile karşılaşmam, eksikleri-gedikleri ile beraber sinema tarihinin gerçek baş yapıtlarından biri olan film serisi ile oldu. O zamanlar oldukça çocuk bir yaşta, izlediklerim, hikâye, o enfes müzikler beni öylesine etkiledi ki böyle bir şey yapmak istiyorum dedim içimden. Ardından çok geçmeden Tolkien ile tanıştım, ama okumayı hep erteledim. Üşendiğimden değil, doğru zaman ve doğru kitap anlayışına sahip olmaktan doğdu bu erteleme. Sizi bir şey kendinden alıkoyuyorsa daha vakit gelmemiş demektir. Kitabın beni çağırmasını bekledim. Nihayetinde o gün geldi ve seriyi okumaya başladım. Okumadan önce evren hakkında epey bilgim vardı. Birinci ve ikinci çağları sular seller gibi biliyordum, tarihçi hafızası da işime yaradı tabii. Üçüncü çağın sonunu okumak, umut aradığım bir dönemde kısmet oldu. Üç kitap da bitti ve tek dediğim şu oldu: Böyle bir şey yazmak istiyorum ben. Bana ilham verdi, çalışmalarıma başlamama fırsat sağladı, hayal etmeme imkan tanıdı. Daha çok toy ve bilgisizim. Yeteneğim ise şüphe götürür cinsten. Ama umut.., harika bir yunan-roma efsaneleri ve yaratıcılık karması bir eserden ilhamla doğunun masalları, efsaneleri ile beslenmeye gidecek bir umut. Öykünme ve taklit arasındaki o ince çizgiyi öyle güzel belirlemiş, her ayrıntıya o kadar dikkat etmiş ve karakterlerin kendi hikâyelerini oluşturmasına güzelce izin vermiş ki Tolkien, zamanında asil bir İngiliz profesörünü düşük görülen fantazi edebiyatına ilgi duyduğu için eleştirilen meslektaşları bile hatalarını itiraftan kaçınmamış. Bu girizgâhtan sonra kitabı anlatmaktır asıl iş. Bende bıraktığı iyi izlenimlerden öteye gitmeyecek bu inceleme. İyi ve kötü arasında görülen o net ayrımın arkasında iyinin kırılganlığı göze çarpıyor. Kötü
Edebiyat
Yüzüklerin Efendisi - Kralın DönüşüJ. R. R. Tolkien · Metis Yayıncılık · 201811,6bin okunma
Reklam