Müzisyen, yazar ya da ressam değilseniz yalnız geçirdiğiniz zamanı renklendirmek için paranızı sayabilirsiniz. Meteliksizseniz saç tellerinizi sayın...
II. Göktürklere ait yazıtların günümüz Türkçesine çevirisi. Fazlasıyla zor bir çeviri olmasına rağmen gayet anlaşılır seviyede. Göründüğünden çok daha kısa, bir çırpıda bitiyor. Türklerin kendileriyle bu kadar savaşmış olması acıklı. Değerli bir kitap, okunmalı.
Bilgisiz kağanlar, gevşek kağanlar tahta çıkmış, subayları bilgisiz imiş, gevşek imiş. Beyleri ve halkı hak tanımaz olduğu için, Çin halkı (tatlı dilli, çekici?) ve (kurnaz?) olduğu için, küçük kardeşlerle ağabeyler birbirleri aleyhine gizlice düzen kurdukları için, bey geçinenlerle halktan geçinenler birbirlerine düştükleri için Türk halkı kendi imparatorluğunun dağılmasına, kendine kağan seçtiği kağanının da yok olmasına yol açmış. Beylerin oğulları Çin halkına köle olmuş, öz kızları da onların cariyesi olmuş. Türk beyleri Türk unvanını bırakmış, Çin soylularının unvanlarını alarak Çin hakanına boyun eğmişler ve elli yıl boyunca işlerini güçlerini ona adamışlar.
Descartes "Düşünüyorum, öyleyse varım" diye yazdı. "Yalnız" sözcüğünü de kullanabilirdi: "Düşünüyorum, öyleyse yalnızım". Şöyle de yazabilirdi: "Yalnızım, öyleyse düşünüyorum."