Tolstoy’un büyük romanlarındaki karakterler kanlı, canlı, hataları ve sevaplarıyla bizzat aramızda yaşayan insanlardır. Ancak İnsan Neyle Yaşar? hikayesinde karakter yönetimi tam bir hayal kırıklığıdır. Ayakkabıcı Simon, karısı Matryona ve hatta dünyaya indirilen melek Michael, kendi iradelerine sahip edebi karakterler değil, yazarın önceden belirlediği ahlaki mesajı topluma dikte etmek için kullandığı birer "fikir kuklası"dır.
Karakterlerin hiçbir içsel çatışması, gri alanı veya insani derinliği yoktur. Matryona bir anda öfkelenir, bir anda melek Michael’ın yüzündeki ışığı görüp dünyanın en merhametli insanına dönüşür. Bu ani ve temelsiz değişimler, edebi gerçekçiliği zedeler. Okur olarak karakterle bağ kuramaz, sadece yazarın sahneye koyduğu didaktik bir tiyatroyu izliyormuş hissiyatına kapılırsınız.