“senin için işlenmeye asla yüreğinin yetmediği günahların temsilcisiyim ben.”
dorian gray saf, eğitimli, zengin, insanların dönüp bir kere daha baktığı, toplumda daima ilgi çeken, konuştuğu zaman insanları kendine hayran bırakan, genç ve güzel bir erkektir. basil de dorian gray'in güzelliğine hayran kalır ve onun portresini çizer. dorian bu portre sayesinde güzelliğinin farkına varır ve o an için sıradan da olsa hayatını etkileyecek bir cümle kurar: ''keşke benim yerime bu resim yaşlansa da ben hep güzel kalsam.''
basil’in arkadaşı olan lord henry; burjuva, rahat, umursamaz, keyfine düşkün birisidir ve kendisi dorian ile tanışır. dorian, lord henry’nin aforizmalarından ziyadesiyle etkilenir. ve artık lord henry sayesinde dorian için önemli olan şeyler haz, mutlululuk, zevk, heyecan ve güzelliktir. böylelikle dorian gray kendini keşfeder ve masumluğunu, saflığını yitirir.
devamında sahiden de dorian'ın dileği gerçekleşir. işlediği hiçbir günah, kötülük görüntüsüne yansımaz; ne yaşlanır ne de çirkinleşir. işlediği hiçbir suçtan da pişmanlık duymaz, bunların hepsi ona normal gelir ki insanlar da dorian gibi güzel, zengin bir insanın kötülük yaptığını, suçlu olduğunu düşünmez.
artık işlediği her bir günah portreye yansır ve dış görünüşüne tezat bir şekilde portre gittikçe çirkinleşir. dorian portreyi görmek bile istemez. onu herkesten, kendinden bile saklar.
oscar wilde bu kitap için ''bir ruhun hikayesi'' ifadesini kullanmıştır. özetle; dorian gray, basil'in sanatı sayesinde güzelliğinin farkına varır, lord henry'nin hedonist felsefesi ile kendini keşfeder ve kötü bir insana dönüşür.
aynı zamanda bu karakterler tek bir benliği ifade eder gibi gözükür.
id(lord henry): kişinin ilkel kısmı. zevki, hazı, cinselliği, açlığı, kini, saldırganlığı temsil eder.
ego(dorian