“bugün anne(m) öldü. belki de dün, bilmiyorum.”
meursault; içinde bulunduğu topluma, her şeye yabancılaşmış artık kendine bile yabancı olan bir karakterdir. annesi öldüğünde tek bir gözyaşı dökmemiş, annesinin yaşını bilmeyen, insanlar annesi için ağladığında rahatsız olan, cenaze işlemleriyle uğraşacağından yakınan hatta cenazenin başında sigara, kahve içen, marie onunla evlenmek istediğini söylediğinde onun için fark etmediğini, marie kendisini sevip sevmediğini sorduğunda bunun üzerinde düşünmediğini söyleyen, şâyet o çok istiyorsa onunla evlenebileceğini söyleyen, biri onunla arkadaş olmak istediğini söylediğinde “fark etmez, sen istiyorsan olabiliriz” diyen, bir arap’ı nedensizce öldüren, umursamaz bir karakterdir.
bundandır mahkeme salonunda bir insanı öldürdüğü için yargılanmaktan ziyade duygusuz olduğundan, pişman olmadığından, tepkisiz olduğundan, annesinin ölümüne üzülmediğinden, toplumsal normlara uymadığından yargılanır.
son sözü sorulduğunda, olmadığını söyler. rahip’e tanrıya inanmadığını söylediğinde rahip emin olup olmadığını sorar o da bunu sorgulamaya ihtiyaç duymadığını söyler.
kısacası karakterimiz hayatta bir anlam arayışı içinde olmayan, yaşamın saçma olduğunu düşünen, ölüme kayıtsız, tanrıya inanmayan, nihilist bir karakterdir.
bu arada kitabın nobel ödülü almasına şaşırmamak gerek karakter fazlasıyla özgün.