İnsanlara baktığımızda çoğu zaman onları mutlu zannederiz. Çünkü herkes dışarıya en güzel hâlini göstermeye çalışır. Gülümser, neşeli görünür, Ben iyiyim. der. Fakat Allah cc insanların yüzlerine değil, kalplerine bakar. Nice gülen yüzler vardır ki içinde fırtınalar kopmaktadır. Nice tebessümler vardır ki ardında yalnızlık, huzursuzluk ve gözyaşı saklıdır. Dış görünüş aldatabilir, asıl önemli olan kalbin halidir
Günaydın
İnanmak var olmaktır, bilirsin. İnandığımız şeyler için yaşayalım. Nice sabahlar, nice aydınlıklar. Gelecek nice iyi günler için yaşayalım ...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Vitrinlerin Arkasındaki Tenakuz
İnsan deryasını tanımak, çetin ve muazzam bir sırlar dehlizidir. Zira zahir ile batın, dille ikrar edilen ile kalpte gizlenen arasındaki o uçurum, modern çağın aldatıcı aynalarında hiç olmadığı kadar derinleşmiştir. Dışarıda, asil ve fıtri tesettürün şiarıyla gördüğümüzde ne kadar vakur, ne hanımefendi bir şahsiyet diyerek gıpta ettiğimiz nice insanların; dijital mecraların laubali iklimine adım atınca nasıl bir kimlik erozyonuna uğradıklarını hayretle ve esefle müşahede ediyorum. Raflarında İhyau Ulumi’d-Din gibi kalbi terbiye eden tefekkür hazinelerini barındıran, satırlarda ihlas ve takva dersi veren kimselerin, mesaj ve yorumlarda namahrem erkeklerle gayriciddi ve vıcık vıcık yorumlaşmaların, hafifliklerin girdabına kapılması ne hazin bir tenakuzdur! Ne yazık ki bu dijital panayırda, şahsiyetinin ve dininin ayarını bozmadan, dosdoğru bir istikamet üzere yürüyen muhlis bir ruha rastlamak adeta imkansız hale gelmiş... Daha da garibi ve ibretlik olanı ise, mevsimlerin fıtri inkılabıyla birlikte kâinata gelen yaz canlılığının, insan fıtratındaki nefsani tortuları da açığa çıkarmasıdır. Kışın veya fikri zeminlerde gayet ciddi, mesafeli ve vakur görünen profillerin, yaz sıcaklığıyla birlikte hicap perdesini yırtarak fütursuzca bir görünme ve hafiflik yarışına girişmeleri, ruhun maruz kaldığı gizli şehvet imtihanının en acı tescilidir. İşte bu savrulmaları, bu maskeli arafta kalışları gördükçe, nebevi irşadın hakikati zihnimde bir kez daha yankılandı Kadının şerrinden ve fitnesinden Allah’a sığınırım. Bu ikaz, asla boşuna söylenmiş bir kelam değildir; bilakis en dindar, en birikimli görünen sinelerin bile şer’i hudutları unuttuklarında, beğenilme ve suni alternatifler esaretinde nasıl birer fitne unsuruna dönüşebileceğinin en çıplak ifşasıdır. Cemil Meriç’in
Duygu ve Düşünce
Nice nice şeyler aradım da sonunda yine seni buldum... Artık durdum, sustum !
Nice yollar kat ettimde bir sana varamadım, varıpta gül kokun alamadım .
Elitistlere sevgilerimle..
Düşünce ve duyguları, tüketim alışkanlıklarını, kültürel tercihleri ya da zihinsel eğilimleri ölçü alıp, "derin" ve "sığ" kalıplarına dayanılarak kurulan o üstenci, seçkinci ve narsist tuzağa düşmeyelim. Kendimizi "diğerlerinden" ayırıp fildişi bir kuleye kapatarak <güya> özel hissettirmeye çalışan o bencil sese kulak asmayalım, çünkü insanı yücelten şey, başkalarından uzaklaşması değil; aksine onlara yaklaşabilmesidir. Bu yüzden kuleyi biraz daha yükseltmek yerine, temeline ilk baltayı vuralım ve kibir tahtından kendi irademizle inelim. Elbette hepimizin dünyayı algılayış biçimi farklıdır. Her şeyin bir "bizcesi" vardır. Fakat bizimkisinden farklı diye diğerinin bencesini görmezden gelmek, değersiz ve sığ kabul etmek gerçeği yansıtmaz. Çünkü her ruh doğru yerden bakıldığında derindir. İnsan baştan sona okunulması ve keşfedilmesi gereken bir kitap gibidir, farklı bir dilde yazılmış olması <bizim onu anlayamıyor oluşumuz> onun "anlamsız" veya "boş" olduğunu değil, bizim henüz onun dilini (yaşanmışlıklarını, savunma mekanizmalarını, kültürünü) çözemediğimizi gösterir. Bazı insanlar uzun romanlar gibidir; katman katman açılırlar. Bazıları ise birkaç sayfalık bir öykü ya da tek dizelik bir şiir kadar kısa görünür. Ama biliriz ki bazen tek bir mısra, bin sayfalık bir ansiklopedinin söyleyemediğini söyler. Hayatını sade yaşayan, sessiz kalan ya da gösterişten uzak duran insanlar da böyledir. Az görünmeleri, az şey taşıdıkları anlamına gelmez. Birilerinin okumaya layık görmeyip sıkılarak yarım bıraktığı hatta okumaya tenezzül etmeyip kapağını dahi kaldırmadığı bir kitap bir başkasının okumaktan asla bıkmadığı en gözde başucu kitabı olabilir. Ciltlemesi yüzünden çöp muamelesi gören, hurda sayılan bir kitabı, bir koleksiyoner ısrarla tüm dünyada arıyor olabilir, birine hurda
Duygu ve Düşünce