Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır.
Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.
... nice bilgi sahibi kişiler vardır ki, sosyal baskı sebebiyle bildiklerini açıklamaktan çekinir ve piyasanın bilgiler üzerindeki kontrolüne sessiz kalmayı tercih ederler.
Ey ez furûg-ı rûyet rûşen-çerağ-ı dide
Mânend-i çeşm-i mestet çeşm-i cihan ne dide
Hem çün tu nâzenini ser-tâ-be-pâ letafet
Gîtî nişan ne dîde ez dünya âferîde
Ber kasd-ı hûn-ı uşşak ebru vü çeşm-i mestet
Gah în kemîn-güşade gah ân kemân-keşîde
Ez sûz-ı sîne her dem dûdem be-ser berâyed
Çun ûd çend-bâşem der-âteş remîde
Ger ber-lebem nehî leb yâbem hayât-ı bakî
Ân dem ki can-ı şîrîn bâşed be-leb resîde
"Görmüyor musun ki gözlerim neşeli, sevinçli ve pek çok ferahlıkla parıl parıl parlamaktadır. Ama bunun sebebini başka bir şeye yorma. 'Gözünün ışığının bu kadar aydın olması, ancak senin aydınlık yüzünün pırıltısından akseden bir aydınlıktır.' Hiç aynayı eline alıp da kendi güzelliğini kendin seyrettiğin ve özellikle gözlerinin tatlılığına dikkat eylediğin var mıdır? 'Senin kendinden geçmiş gözlerin gibi gözleri, dünyanın gözleri görmemiştir.' Kendi gözlerin kendinde olan tatlılığı görmekten acizse sana ben haber vereyim. 'Senin gibi baştan ayağa kadar tatlı bir nazenini dünyanın hiçbir tarafında haber veremediler. Zira Allah da öyle bir vücut daha yaratmadı.' Bizim seni seyrederken altında kaldığımız etkileri sormuyor musun? Biz senin kaşların gözlerin karşısında tir tir titremekteyiz. Zira 'aşıkların kanına ve canına kasıtla, kah senin sarhoş gözlerin tuzak kurmuş ve kah gaddar kaşların da yay çekmiştir.' Gerçi, sen bizim böyle hüzünlü hüzünlü ah edişlerimizden ve ağlayarak yalvarmamızdan zevk alıyorsun. Ancak 'cayır cayır yanan tutuşmuş bağrımızın dumanı her dem başımızı bürümekte olup bu mis kokulu dumanın güzel kokuşu için bir ödağacı gibi nice bir ateşler üzerinde yanıp kalalım.' Senin aşkının derdiyle hasta oldum. Döşeklere döşendim. İşte hayatımın kalanından da ümit kalmadı. 'Eğer tatlı canımın dudaklarıma kadar gelmiş olduğu şu anda, sen dudaklarını
Nice depremler, yangınlar, kayıplar. Nice imtihanlar ve serin sular. Uykusuz geceler, uzun uzun ölümü bekleyişlerden Kur'an ile çıktım. Onunla yol buldum. Öyle karanlık öyle zor günler oldu ki. Delirmek mümkündü, delirmem beklendi. Delirmek, akla en uygun olandı. Bunu bana doktor söyledi. Delirmedim. Nasıl delirmeyebilirsiniz, anlamıyorum dedi doktor. Bunu gerçekten söyledi. Aslında bu şartlar altında akli melekelerinizi yitirmeye başlamanız en azından ağır bir depresyon geçirmeniz gerekirdi. Kur'an okuyorum, dedim. Orada her şeyin geçeceği yazıyor. Bu da geçecek, geçmezse de ölüp gideceğim, dert benimle gelmeyecek. Sonra sustu doktor, ben de sustum. Kur'an kavramlarını tam olarak o yıllarda yuttum. Vitamin, antibiyotik, kas gevşetici, dopamin. Hepsini içinde buldum.