Kısa bir tiyatro okuma ihtiyacı ile bu kitabı buldum. Tiyatronun başlangıcında iki yaşlının sıradan bir yaşamının diyalogları vardı, bir de odasının konforundan vazgeçmeyen Stanley kişisi anlatılıyordu. Olaylar iki takım elbiseli adamın evde kalmak istemesiyle gerildi. Okurken tehdit unsurunu o kadar hissettim ki gerildim. Olayları yabancılaşma duygusuyla baş başa bıraktı. Gerçeklik algısıyla oynadı bildiğiniz. Tiyatro herhangi bir yerde başladı, bir sonuca varmadı, karakterleri ayrıntılı vermedi ve eylemler gizliydi. Altta yatan anlamları okuyucunun yorumuna bıraktı. Oyun kişilerin düşünceleri belirsizdi. Bu belirsiz ortamı daha da geriyordu. Petey kişisi ise her şeyin farkına varan ama harekete geçemeyen bir kişiydi. Meg ise "partinin güzeli" olmaktan başka bir şey düşünmeyen ve aylarca evinde kalan adamın, oğlu gibi gördüğü kişi, hareketlerine anlam yüklemeyen bir şahıstı. İki yabancının evde kalacağını öğrenen Stanley, kaygılanır. Geçmişini bırakarak geldiği yerde huzurunun bozulacağını düşünür.Stanley hiçbir yere gitmez/gidemez: kendine oluşturduğu güvenli ortam aynı zamanda kaçıp kurtulamayacağı bir hapishanedir. Bu iki yabancı adamın, sorgulamalarla Stanley'i baskı altına alırlar. Benliğini ele geçirirler. Yazarın amacı da bir mantık oluşturmak değil, sanırım. Konuşmalardaki belirsizlik oyundaki şüphe, kaygı ve korku duygusunu iyice artırır. Printer, bireyin, kendi güvenli sığınaklara kapattığı, dış dünyadan soyutlanan kişileri anlatır. Tek bir mekân içerisinde olaylar gelişir.