Yaşıyorum
Ama ölmek için yaşıyorum ve yaşarken
Beni ölümden iğrendirecek tek bir şey bile görmüyorum,
Doğuştan gelen tiksinç ama dokunulmaz bir hayat dürtüsü
Kendimi hor gördüğüm ölçüde nefret ettiğim,
Ama karşı koyamadığım bir tutunma arzusu hariç!
Ama hayallerinizin saçının tek bir telini, renginden en ufak bir tonu, elinde gümüş bir kupa tutan müdüre ya da bir cetvel tutan profesöre saygı duymak için feda etmek en aşağılık ihanettir ve eskiden insanlarin başına gelebilecek en büyük felaketler arasında sayılan servetin ve iffetin gözden çıkarılması bunun yanında bir pire ısırığı gibi kalır.
Kadın odaya kapatılıp dövülüyor ve yerden yere vuruluyordu. Sonuç olarak ortaya son derece garip ve karmaşık bir varlık çıkıyor. Imgesel olarak kadın son derece önemlidir; gerçekte ise tamamen önemsiz. Şiiri baştan sona kaplar; tarihte hiç görülmez. Kurgularda kralların ve fatihlerin hayatlarına hükmeder; gerçek hayatta ailesinin parmağına bir yüzük taktığı herhangi bir gencin kölesidir. Edebiyatta en ilham verici sözler, en derin duygular onun dudaklarından dökülür; gerçek hayatta okuyup yazması neredeyse yok ve kocasının malıdır.
Bir oyun yazarı, zorla evlendirilen, tek bir odaya kapatılan, tek bir uğraşa mahkûm kılınan kadınları eksiksiz, ilginç veya doğru bir şekilde nasıl anlatabilirdi ki? Onları yorumlamanın tek yolu aşktı.
Kadınların genellikle çok sakin olmaları beklenir fakat erkekler gibi kadınlar da hissederler; becerilerini geliştirmek için uygulamaya ve çabaları için bir alana, erkek kardeşleri kadar ihtiyaç duyarlar; çok katı bir sınırlandırmanın, çok mutlak bir durağanlığın sıkıntısını, aynı erkeklerin çekeceği gibi çekerler ve onların muhallebi yapıp çorap örmekle, piyano çalıp çanta süslemekle yetinmeleri gerektiğini söylemek, onlardan daha çok ayrıcalığa sahip yoldaşlarının dar görüşlülüğüdür.