İşte o odadayım.
Köydeyiz. Küçücük bir çocukken, kapıdan içeri babamla girip, kırmızı küçük ampüllü gece lambasının altında hafifçe doğrulurken hayatımda ilk defa babamın babannesini, koca babanneyi gördüğüm odaya, kardeşimle yataklarımızı serdik, yatmaya yakın. Babamla anam da içerde bizimle, babam "buranın eski halini hatırlıyor musunuz?" deyip odanın içindeki eski düzeni anlatmaya başladı; köşede banyo, yüklük, önünde soba; soba kışın çok yanarmış gürül gürül "yaşlılar sıcağı sever" diye de ekledi gülüp, sedirin eskiden taş olduğunu, tavanın kapının her şeyin eski halinin daha iyi olduğunu söyledi. "Şimdiki aklım olsa hayatta değiştirtmezdim" dedi hüzünlüce. Bavuldan bir şey aldı, döndü arkasını anamla tam çıkıyorlarken babam durup duvarda kapının yanında asılı neredeyse her inanan hanede bulunan yeşil tonlu Kabe fotoğrafının iki kıyısındaki askerlik fotoğraflarına gözü takıldı. Anam da peşine "o halini görmek istiyorsan aha bak orada" diyerek çek yatta uzanan Harun'u gösterdi. Hakikaten bende hayli benzetiyorum o haliyle. Biraz buna dair konuştuk, babama fotoğrafın ardında koca babanne ve koca dedeye yazdığı bir not gördüğümü söyledim, aldı eline şöyle gözlerini kısıp okumaya çalıştı, notu az çok hatırladığım için yüzündeki ifadeyi pür dikkat izledim. Sakince okudu, devamını pek seçemedi, Harun aldı baştan sona okudu. Şöyle geriye bir bakar gibi aldı eline fotoğrafı, sonra fotoğrafın köşesindeki yerine geri yerleştirdi. Öylece bir baktı.. "Ne bu fotoğrafı çeken kaldı, ne bu fotoğrafı buraya takan.." sanki arada ne de bu fotoğraftakinin gençliği dedi gibi anımsıyorum, bunu içimden düşünmüş de olabilirim, anam da söylemiş olabilir.. bilemiyorum.. hissedilenler insanın anılarını karıyor.. Ve en son da duraksayıp ekledi " ve gün gelecek bu fotoğraftaki de artık