İnsanlar böyledir. Size inanmaları için, sizin olan her şeyden, sonra da kendinizden vazgeçmeniz gerekir. İnancınazın gerçekliğinin güvencesi olarak ölmenizi isterler. Neden kanla yazılmış kitaplara hayran olurlar? Çünkü o kitaplar onları acılarından kurtarır ya da acının yanılsamasını ya ratır. Söylediklerinizin arkasında kan olsun, gözyaşı olsun isterler. Kalabalığın hayranlığı sadizmle doludur.
İçimde insan ruhunun katlanamayacağı büyük bir karışıklık ve kaos var. Ne isterseniz bulabilirsiniz orada. Ben dünyanın başlangıcından kalma, içindeki öğeler billurlaşmamış, içinde başlangıçtaki kaosun hálá fokur fokur kaynadığı bir fosilim. Ben mutlak çelişkiyim, çatışkıların doruğu, gerilimlerin sınırıyım; içimde her şey olabilir, çünkü ben son can çekişmede, son üzüntünün saati geldiğinde, en son gülecek kişiyim.
Uykunun size yasak olması en korkunç ceza değil midir? Uyuyamazken, yaşamı sevmek olanaksızdır. Deliler sık sık uykusuzluk çekerler, tüyler ürpertici ruhsal çöküntüleri, yaşamdan iğrenmeleri, intihara eğilimli olmaları da bundan kaynaklanır.