Nihan Özdamar

Acı bir sinyaldir, fazla ileri gittiğini hatırlatır
Yemeğin dozunu kaçırdığında mideni bozduğun olmuştur değil mi? Ya da yanlış bir hareket yaptığında boynun ya da belin tutulmuştur. Belki toplantı uzayınca başına ağrılar saplanmıştır. Gün ortasında durup dururken uykun gelmiştir, ayakta duracak halin yoktur, "On dakika gözlerimi kapasam yeter" demişsindir. Benim çok önemsediğim durumlardır bunlar. Çünkü içinde bir mesaj vardır. Bu noktada ortaya çıkan acı hissinin ne dediğini iyi okumak gerekir. Çünkü acı bir imdat çığlığıdır. Acıyan yer sana seslenir. "Hey duy beni! Bir konuda fazla ileri gittin!" Yemek de fazla ileri gittin, bu yüzden midende acı var. Harekette fazla ileri gittin, bu yüzden belinde acı var. Strese katlanmakta fazla ileri gittin, bu yüzden başında acı var. Yorgunlukta fazla ileri gittin, bu yüzden uyumak istiyorsun ve bedeninde acı var. Ne şahane bir iletişim aracıdır şu acılar değil mi? Bedeninin seninle yüksek sesli konuştuğu anlardır acı çektiğin anlar. Çünkü şimdiye kadar nahif ve yumuşak bir sesle anlatmaya çalıştıklarını işitmemişsindir. Ona kulak vermemişsindir ve sonunda sesini yükseltmek zorunda kalmıştır. Neyse ki sesini yükseltmeyi bilen bir bedenimiz var, aksi halde insanın kendine yabancılığının dünya üzerinde ne felaketlere mal olabileceğini hayal dahi etmek istemem.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Reklam
Oysa sorunların olmadığında değil, sorunlarını çözdüğünde kendini mutlu hissettiğini hatırlamanı isterim. Mutluluk, sorunlara rağmen inşa edildiğinde anlamlıdır. Bu yüzden her sorun, aslında bir çözüm fırsatıdır.
Sayfa 172·Kitabı okudu
"Hayır" demeyi bilirler
Güçlü ve mutlu kadınlar prensiplerinden ödün verme konusunda oldukça dikkatlidirler. Bu yüzden "Hayır" demeyi iyi bilirler. Hoşlanmadıkları ya da prensiplerine aykırı buldukları konularda gayet özgüvenli ve kendilerine karşı saygılıdırlar. Neyi neden yapmak zorunda olduklarını iyice ölçüp tartarlar. Yerli yersiz konularda her şeye "evet" demezler. Hiçbir şeyi mecburen yapmak zorunda hissetmezler. İncitmeden, kırmadan "Hayır" derler. Çünkü "hayır" demenin bir kabalık olmadığını iyi bilirler. "Hayır" demek prensiplerle ve karşılıklı saygı ile ilgilidir. Güçlü ve mutlu kadınlar, kendilerine ve etrafındaki insanlara karşı saygılı olduklarından zarif kelimelerle, nahif bir üslupla, hislerini ve düşüncelerini nazikçe dile getirirler, yapmak istemediklerini ya da onaylamadıkları konuları "Hayır" diyerek tatlı bir tavırla ifade ederler.
Sayfa 154·Kitabı okudu
Ağzından çıkan sözler olduğu gibi sana geri döner
"İfade" çok büyük bir güçtür. Olayların ve durumların akış yönü değiştirebilme gücüne sahiptir. Iyiyi kötüye, kötüyü iyiye dönüştürebilir. Çok kelime sarf ediyor olmak, iyi ve doğru ifade etmek anlamına gelmez. Kendin hakkında konuşurken de, biri ya da bir durum ve olay hakkında konuşurken de neyi nasıl anlattığına bak. Seni dinleyenin hisleri ve algısı üzerindeki gücünü gör. Her şey senin anlatım biçimine bağlı. Karşındaki insanın anlattığın şey ile ilgili nasıl hissetmesini istediğine göre kelimeleri seçtiğini farkında ol. Aslında bir his mühendisliği yaptığını gör. Bu becerini bilinçli olarak kullanıldığında akışı değiştirebilecek sihirli bir güce sahip olduğunu hatırla.
Sayfa 66·Kitabı okudu
"Küçücük bir diken atın ayağına girdi mi, atı tökezletir, koşmasını engeller. Ovakit at da üzerindeki komutanı engeller. Komutan istediği hareketi yapamaz. Hareketi kısıtlanan komutan, ordunun nizamını bozar. Nizam-ı bozulan ordu savaşı kaybeder. Kaybedilen bir savaş, memleketin elden gitmesine neden olur. Gördün mü? Küçücük bir diken yüzünden gitti koca memleket elden..." Küçücük bile olsa, her olumsuz düşünce, atın ayağına batan dikendir aslında..
Sayfa 61·Kitabı okudu
Reklam