Nihan Özdamar

**Düşüncelerin ve duaların hemen gerçekleşmemesi bir güvenlik önlemidir**
Dualar cevapsız kalmaz. Karşılıksız dua yoktur. Çünkü ilahi adaletin çalışma düzeni bu değildir. Her dua ve her düşünce bir etki tepki yaratır. Karşılıksız kalmış gibi görünen dualar olabilir. Buradaki yanılsama, insanın bakış açısından kaynaklıdır. Dualar, eminlik ister. Emin olmak, duanın gerçekleşme hızını belirler. Bu noktada duralım ve iyice düşünelim lütfen. İstekte bulunmak kolaydır ancak istediğin şeyi taşıyabilecek güçte olup olmadığından emin olmak zordur. Çağırdığını ne kadar hazır olduğundan emin değilsen, sistem seni emin oluncaya dek bekler Dualarının karşılıksız kaldığını düşünüyorsan durup bir istediğine bir daha bak. İstediğin şeyden emin misin? Emin olduğun şeyi deneyimleyebilirsin sadece. Dualarına cevap alamadığında ümitsizliğe kapılma. İstediğin şeylerin hemen şimdi olmaması seni korumaya yöneliktir ve tamamen yararınadır. Duaların gerçekleşmesi kadar, gerçekleşmemesinin de bir hayra ve faydaya yönelik olduğunu unutma. Doktorun hastasına ilaç vermemiş olması ona kötülük ettiği, önemsemediği, onunla ilgilenmediği anlamına gelmez. Kullanacağı ilaçla zarar göreceğini düşünmüş, ara çekiyor bile olsa ilaçsız bir iyileşmenin ona daha iyi olacağına kanaat getirmiş olabilir ama değil mi? Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Perdenin arkasını da doğru okumak lazım. Olan kadar, olmayanın da değerini bilmeli ve şükretmeli. "İstediğin bir şey olursa bir hayır, olmuyorsa bin hayır ara". -Mevlana
Sayfa 183184·Kitabı okudu
Reklam
**Dua ederken yapılan en büyük yanlış**
Dua ederken ya da bir istekte bulunurken oluşturulan resme iyi bakmak gerekir. Bu noktada ifadenin gücü devreye girer. Beyin, kelimelerden çok resimlerle hızlı kodlandığı için dua ederken ya da bir istekte/ dilekte bulunurken oluşturulan resmin içinde ne olduğuna iyi bakmalı. İstediğini söylemek yerine, istemediğinin resmini çizmek, farkında olmadan yapılan hatalardan biridir ne yazık ki.. Her kelimenin beyinde yarattığı bir imaj vardır. Bu imaj, beynin hakikatine dönüşmeye hazırdır çünkü çok çabuk canlanır, çok çabuk imgelenir. Sana "çikolatalı dondurma düşünme" dediğim an dondurmayı düşünmeye başlarsın. Aynı şekilde kendine "kaza bela istemiyorum. Artık olumsuz insanlarla bir arada olmak istemiyorum. Görgüsüz insanlara hayatımda istemiyorum" dediğin an olmamasını istediğin imaja odaklanarak, beynine kaçtığın deneyimleri yaşatması için komut yollarsın. "Çayını dökme oğlum" diyen anneler 5 dakika sonra "sana çayını dökme" diye serzenişte bulunurlar. Küçükken hepimizin başına gelmiştir. "Çayını dökme" dediğimizde çocuğun zihinde "çay" ve "dökmek" kelimeleri beliriyor ve bir süre sonra zihinde beliren bu imajı davranışa dönüştürüyor. Birine "hasta görünmüyorsun" dediğini düşün, beynine yollayacağın imaj elbette "hastalık hali" olacaktır. Halbuki sen ona olumlu bir şey söyledin. Fakat söyleyiş tarzın, onun hastalığa odaklanmasını sağladı ve bir süre sonra belki de hastalanmasına neden oldu. İstemediğin şeyin resmine bakma. Dua ile hayatına davet ettiğin imaj, tamamen isteklerinden oluşuyor olmalı. "Allah'ım bana hastalık verme" değil, "Allah'ım beni daima sağlıklı yap". "Allah'ım beni olumsuzluklardan uzak tut" değil, "Allah'ım daima mutlu olacağım bir hayat nasip et". Dualar, düşüncelerimizden daha güçlüdür. Çünkü dua ederken odaklanırız, bu yüzden enerjisi de çok
Sayfa 182·Kitabı okudu
**Dua ve Düşünce Gücü**
"Kulum istesin, bana dua etsin. Ben de icabet edip, istediğini vereyim". - Kuran-ı Kerim Dua Yaradan'la edilen sohbettir. Bir buluşma anıdır. Davettir. Dua etmek, ibadet sonrasında Allah'a el açmak demek değildir sadece. Her an, bir duadır. İnsanın aklından geçirdiği her durum bir davettir, duadır. Bu yüzden düşünceler çok önemlidir. Ne düşündüğüne, düşündüğünü nasıl ifade ettiğine dikkat et. Çünkü duanı bir işiten var. Duanı hakikate dönüştürmeye hazır olan var...
Sayfa 181·Kitabı okudu
**Her Hayır, Hayırlıdır**
Başkası kırılmasın, üzülmesin, alınmasın, sorun çıkarmasın, üzerine gelmesin diye söylemek zorunda hissettiğin her "evet" kelimesi ile aslında kendine "hayır" dersin. Başkasını onaylamak "zorunda" kaldığında, kendini reddetmiş olursun. Potansiyelinin açığa çıkmasının önündeki tek engel olarak durmaya devam edersin. Unutma ki, kendini onaylamadığın sürece kimse de seni onaylanayacaktır. Kendine karşı var olmayı reddettiğinde, başkalarının yaşamında var olmayı sürdüremezsin. Görünüşte yaptığın şey "kibarlık" gibi görünse de kendine karşı kıyımdan başka bir şey değildir. Başkasına gösterdiğin zorunlu zarafet, sana özgüven kaybı olarak geri dönecektir. Başkalarını onaylama ihtiyacı kötü bir alışkanlıktır. Hem senin için, hem karşı taraf için.. Yani sürekli "evet" diyen sen sadece bir kez bile olsa "hayır" diyecek olduğunda etrafındaki insanları tek tek kaybetmeye başlayabilirsin. Onayına alıştırdığın insanlara "hayır" demek onlarda büyük bir hayal kırıklığı yaratır. "Hayır"dediğinde sonucu istediğin an "evet"e çevirebilirsin ama "evet" dediğin şeyleri "hayır"a çevirmen zor...
Sayfa 180·Kitabı okudu
Bilmezsin en büyük derdin, derdi dert olarak gören kendin
"Yaradan çaresini vermediği hiçbir sorunla buluşturmaz kulunu... Her acının bilmediğimiz, göremediğiniz faydaları vardır. ""Çaresi yok" dediğin sorunların bile aslında sana çok yakın duran bir çözümü olduğundan emin ol. Çözümün nerede olduğunu, ne olduğunu göremiyor olman, bu sorunla baş gidemeyecek olduğun anlamına gelmez. Sadece bakış açını değiştirmen gerekiyordur hepsi bu. Belli ki baktığın yerde değil.. O halde bakmadığın yere yönelmeli ve seni bekleyen çözüme ulaşabilmelisin. Deneyimlerimizi "sorun" olarak görmeye ve her birinin birer ceza ya da lanet olduğunu düşünmeye devam ettiğimiz sürece, sürekli endişe ve korku içinde yaşamaya mahkum kalırız. Çözüm üretemeyen bir beyin ve kalp gelişmez. Unutma ki sorunlar her an her yerdedir, üstelik çözümleri ile birlikte... Sorunlarına, birer çözüm fırsatı olarak bakmaya başladığında bütün dinamikler değişir.
Sayfa 178·Kitabı okudu
Reklam