Bırakın bütün eskileriniz, bütün yüklerinizi atın. Biliiyorum söylemesi kolay, yapması zor.. Yaşamanızı güzelleştirecek bir çok şey gibi. Ama kendi kendinize yaptığınız şu eziyete bir bakın lütfen. Açın gözlerinizi. Açın. Lütfen gerçeği görün. Hayır, çocukluğumuzu kimse size geri vermeyecek ve hayır kimse size yaşamadıklarınız için özürlerini bildirip de plaket filan takdim etmeyecek. O çocukluğu, hayalini kurduğunuz o çocukluğu hiçbir zaman yaşamayacaksınız. Bunu kabul edin.
Kaybettiğiniz hayalleriniz için kimse size teselli ikramiyesi vermeyecek. Ve kurbağaları öperek prens yapamayacağınızı, ayağına ayakkabı uyanın prenses olmadığını anlayın artık. Ve mutluluğunuzun prens ve prenses bulmaya bağlı olmadığını da. Olanın ne olduğunu, gerçeği görün artık. Bırakın her şeyi, zaten sizin olmayanın bırakın yakasından, gitsin. Arkasından yasını tutun. Acısız, yarası, beresiz olmasını beklemeyin. Acıyacak. Uzun zamandır tutuyorsunuz bu geçmişin hayallerine. Uzun zamandır akıtıyorsunuz yaşam enerjinizin büyük bir bölümünü bu değişmeyecek gerçeklere. Nasıl yaşamınızın kontrolünü elinizden bıraktığınızın farkında mısınız? Artık bırakın. Artık kendi önümüzden çekilin. Artık kendi sırtınızda yük olmaktan vazgeçin. Artık rahat bırakın kendinizi, ki olabileceği her şeyi olsun. Artık izin verin kendinize, gidebileceği her yere gitsin. Artık gerçekleri görün, geçmişin değişmeyeceğini farkedin, hiçbir zaman gerçek olmamış eskilerininiz yasısını tutun, göz yaşlarınızla uğurlayın onları ve yaşamınızda yeniye yer açın. Artık zamanıdır. Artık beklemeye vakit yok. Artık bugüne ait olmayana yer yok. Ve bütün güzel şeyler, belki de kapıda bekliyorlar, içeride girecekleri yer olmadığı için. Onlara dünyanızda yer açın, eskileri çıkararak. Onlar beklemekten sıkılmadan, kendiniz için bir şeyler